Yüz Deve Kurban
Zamanında Mekke’de İsmail Aleyhisselam tarafından kazılıp örülen Zemzem kuyusu, eski kavimlerden Cürhümlüler’in Mekke’yi terk ettiği sırada bazı kıymetli eşyalarla birlikte kapatılıp gizlenmişti. Peygamber Aleyhisselam’ın dedesi ve Kureyş’in reisi olan Abdülmuttalib, kırk yaşlarında iken gördüğü bir rüyadan sonra kapalı Zemzem kuyusunun yerini keşfetmiş, tek oğlu Hâris ile kazıp çıkardığı suyu, hacılara dağıtma gayesiyle kendi mülkiyetine geçirmişti. Ancak, Kureyş kabilesinden bazıları tarafından engellenme teşebbüsüyle huzursuz edilmişti. Abdülmuttalib de: “Vallahi Allah bana on çocuk verir de onlar beni koruyacak yaşa gelirlerse, içlerinden birini Kâbe’nin yanında kurban edeceğim!” diye yemin etti. Kureyşliler de sonunda Zemzem davasından vazgeçip bu hakkı ona bıraktılar.
Bu hadiseden sonra otuz yıl içinde Abdülmuttalib’in on oğlu doğmuş, yetişkin çağa gelmişlerdi ki rüyasında ona “adağını yerine getir” denildi. Bunun üzerine o zamanlar adet olduğu üzere fal oklarıyla on oğul arasından kura çekildi.
Kurada, çok sevdiği küçük oğlu ve Hz. Peygamber’in babası olan Abdullah’ın adı çıktı. Abdülmuttalib de oğlu Abdullah’ı kurban etmek üzere koca bir bıçakla Kâbe’nin yanına getirdi. Abdullah’ın buna bir itirazı yoktu. Fakat diğer bütün kardeşleri ve Kureyşliler bu işe karşı çıktılar. “Bunu yaparsan halk arasında adet olur, o zaman herkes oğlunu kesmeye kalkar!” dediler.
O zamanlar Medine’de bir arrâfe (kâhin kadın) vardı. Bir çözüm bulmak için ona gittiler. Arrâfe, o zamanlar bir insanın diyeti olarak kabul edilen on deve ile Abdullah arasında okla kura çekilmesini, kura Abdullah’a çıkarsa onar deve arttırarak develere sıra gelinceye kadar çekilişe devam edilmesini, bu develerin boğazlanmasıyla adağın yerine geleceğini söyledi. Mekke’de on deve bir yana Abdullah bir yana kura çekildi. Oklar Abdullah’a çıktıkça onar deve arttırılarak dokuz çekiliş Abdullah’a çıktı. Nihayet yüz deveye karşı yapılan onuncu çekiliş develere çıktı. Abdülmuttalib de oğlu yerine adak olarak Safa ve Merve arasında yüz deve kestirdi, kendisi ve çocukları hariç, etini herkese dağıttı. O zaman yetmiş yaşındaydı. Rasul-i Ekrem s.a.v., Hz. İsmail’i de kastederek: “Ben iki kurbanlığın oğluyum.” buyurmuşlardır.
İbn Hişam, es-Sîretü’n-Nebeviyye (Beyrut 1997), 1/188-192; Tarihu’t-Taberî, 2/240-43; Tarihu’l-Hamis, 1/332-33.