164. Câbir'den (r.a) rivayet edilmiştir: "Rasûlüllah (s.a) parmakları ve yemek tabağını yalamayı emretti ve "Siz bereketin nerede olduğunu bilemezsiniz" buyurdu. (Müslim rivayet etmiştir)
Müslim'in diğer rivayetinde: "Birinizin lokması yere düşerse onu alsın, ûzerindekileri temizlesin ve onu yesin. Şeytan'a terk etmesin. Parmaklarını yalamadıkça elini mendiline silmesin. Zira bereket, yiyeceğin neresindedir bilemez" buyurulmuştur.
Müslim'in bir diğer rivayetinde: "Şeytan birinizin her İşinde hazır olur. Hatta yemeğinde bile hazır olur. Birinizin elinden lokması düştüğünde, onu alıp üzerindeki şeyi temizleyip yesin, şeytana bırakmasın " buyurulmuştur.
...
Yenilen yemeğin bereketi, yenilen kısımda mı, geride kaian kısımda mı, parmakla alınmışsa, parmağa bulaşanda mı, tabağın dibinde olanda mı ve yere düşen lokmada mı bilinmez. Bütün bunları tatmak gerekir ki, bereket hâsıl olsun. Burada "Bereket" ile kastedilen, insanın gıdasını alması, maddî ve manevî yönden gelecekte zarar görmemesi ve Allah'a itaat İçin kuvvet bulması gibi şeylerdir. Parmakları ve yemek tabağını yalamak nimete verilen önemin ve mütevazi olmanın göstergesidir. Yemek artıklarının bırakılmasında ise nimeti küçümsemek ve ona karsı büyüklenmek söz konusudur.
Düşen lokmayı almamak, çoğunlukla maddî bir bolluk içinde olup, kibirli olanların tavırlar; olarak görülmektedir.
Lokma yere düşmüş ve toz toprak içinde kalmışsa, bununla beraber necis bir şeye bulaşmamışsa mümkünse yıkanmalıdır ve temizlendiğine kanaat getirilince yenilmelidir. Temizlenmesi mümkün değilse, hayvanlara yedirilmeli, yine şeytâna terk edilmemelidir.
Taberânî'nin Kâ'b b. Ucre'den rivayetinde: "Rasûlüllah 'ı (s.a.s.) üç parmağıyla (yani baş parmağı, şehadet parmağı ve orta parmağıyla) yerken gördüm. Sonra onları silmeden önce, orta parmağını, sonra şehadet parmağını, sonra baş parmağını yaladığını gördüm" buyurulmaktadır — riyazus salihin'de.