Sivrisineğin Vızıltısından Tefekküre

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> İslami Yazılar -> Tefekkür
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
SERZAKİR
SİTE KURUCUSU
<b>SİTE KURUCUSU</b>


Kayıt: 08 Şub 2007
Mesajlar: 12882
Konum: İSTANBUL
Durum: Çevrimdışı

Level : 70
HP: 18402 / 27883  
 66%
MP: 0 / 13313  
 0%
EXP: 248 / 587  
 42%
MesajTarih: Prş Oca 26, 2012 12:36 am    Mesaj konusu: Sivrisineğin Vızıltısından Tefekküre Alıntıyla Cevap Gönder



Sivrisineğin Vızıltısından Tefekküre
Sümeyra ÇAM


Bir sivrisineğin kulak tırmalayan sesiyle kalkmıştı sahura. Sineğin vızıltısı, beyninde rahatsız edici bir tesir bırakmıştı. Uyanır uyanmaz kendisini rahatsız eden sivrisinekleri öldürmeye karar verdi. İlk gördüğü sinek, emdiği kanla şişmiş olduğundan, oldukça ağır hareket ediyordu. "Şimdi burnundan getireceğim benden hortumladığın sıvıyı." dedi. Ellerini açarak sivrisineğin bulunduğu yere doğru hamle yaptı; fakat ıskalamıştı. Ancak sivrisineği yılmadan takip etti ve üçüncü hamlede öldürdü. Birinin daha peşine düştü, o kadar kovalamasına rağmen onu yakalayamadı. Biraz yorulmuştu. Geceleyin komşuları rahatsız ederim ve bundan dolayı da kul hakkına girerim endişesiyle sivrisinek kovalamaktan vazgeçti.

Bir müddet sonra, yaşamak ve nesillerini devam ettirmek onların da hakkı diye düşünmeye başladı. "Eğer tabiattaki dengeyi bozmamış olsaydık, bu canlılar, kendileri için gerekli sıvıyı başka bir canlıdan alıyor olacaktı." dedi. Yaklaşık 3.000 sivrisinek türünden sadece üç yüzünün dişileri kan emiyordu.

Yüce Sanatkâr, onları ne kadar da donanımlı yaratmıştı. Bu minik canlılar, başlarındaki antenleriyle tehlikeleri seziyor, gecenin karanlığında ısı, nem, gaz (karbondioksit) ve kimyevî madde (kanın terkibini) algılama sistemleriyle, besinlerini fark edebiliyordu. Bu canlıların gerek insandan gerekse diğer canlılardan emdiği kan, yumurtalarının protein ihtiyacının karşılanmasında kullanılıyordu.



Oturduğu yerden etrafı temaşa ederken, bir zamanlar rahatsızlanan kızını hastanenin acil servisine götürdüğünde, burada kan örneğinin ancak birkaç denemeden sonra alınabildiğini hatırladı. İçinde bulunduğu âna kadar, bir sivrisineğin kan almadaki maharetini fark etmemişti. O küçücük canlıya, kendisi için gerekli olan sıvıyı, en rahat, en kolay nasıl alacağı öğretilmişti.

Sivrisineğin, vücudundan kan emdiği yer, tatlı tatlı kaşınıyordu. Canlıları model alarak teknolojik icatlar yapmayı gaye edinen biyomimetik biliminin sivrisinekten nasıl faydalanabileceğini düşündü. Kitaplığından aldığı ansiklopediden, sivrisineğin kafasının anatomik ve fizyolojik yapısını okudu:

Dişi sivrisineklerin antenleri arasında, içerisinde kesme ve vakumlama mekanizmalarını gizleyen bir kan emme borusu (labium) vardır. Sivrisinek kan emerken bu kılıf geriye doğru hareket eder ve altı parçalı mekanizma devreye girer. Bu altı parçadan dördü, bir yılanın pullu derisini dahi kesebilecek vasıfta neşterlerdir. Neşterlerin biri, kesilecek yeri uyuşturacak sıvıyla (enzim), müdafaa sistemini (kanın pıhtılaşmasını önleyici tesirini ortadan kaldıran) bloke edici özellikle donatılmıştır. Diğer iki parça ise birleşerek, her yöne dönebilen esnek bir matkap hâlini almaktadır. Hortumlama işi, neşterin açtığı yerlerden sessizce gerçekleştirilir.

Bu olağanüstü donanım ona; "Sizin yaratılışınızda ve türetip-yarattığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için âyetler vardır." (Casiye/4) mealindeki âyeti düşündürdü. Her varlığın bir hikmet dairesinde vazife gördüğünü aklından geçirdi. Bilim insanlarının sivrisinekteki bu mekanizmayı taklit ederek gerek enjeksiyonlarda, gerekse kan alımlarında iğne korkusunu sona erdiren bir buluşa imza attıkları haberini hatırladı.

Sonra radyosunu açtı. Yıllardır ilk defa Ramazan ayını yalnız geçiriyordu. Bu yalnızlığın tesiriyle biraz karamsar olduğunu düşündü. Kendini "Güzel bakan güzel görür, Güzel gören güzel düşünür..." sözü ile teselli etti ve mutfağa geçti. "Bir bardak su içmek için de olsa sahura kalkınız, onda bereket vardır." mealindeki güzel sözü hatırlayarak, yiyecek bir şeyler hazırladı. Daha birkaç lokma almıştı ki, radyodaki sivrisinekle ilgili sözler dikkatini çekti. Bakara Sûresi 26. âyetin meali veriliyordu: "Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, 'Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?' derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır."

Bir ânda aklına öldürmüş olduğu sivrisinek geldi. Bir sivrisineği öldürmek insana bu kadar tesir eder miydi? Bu bir hassasiyet meselesiydi. İnsan dıştan göründüğü gibi et ve kemik yığını değildi. Onun içindeki yanan ateşi, püskürmeye hazır volkanı, hangi müessirin harekete geçireceği belli olmuyordu. Bazen bir sivrisinek bile, derin bir tefekküre vesilesi olabiliyordu. Âyette ifade edildiği gibi, bir sivrisinek, bazen yücelere ermenin vesilesi, bazen de aşağıların aşağısına düşmenin sebebi olabiliyordu.

_________________
[Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.]

[Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.]
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> İslami Yazılar -> Tefekkür Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Konular
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Sivrisineğin tesbihi! ERHAN İslami Yazılar 6 Cum Tem 31, 2009 1:35 am Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Haydi Tefekküre!.."Doğumda ve So... yeter__1 Araştırma Konuları 3 Cum Oca 30, 2009 2:39 am Son Mesajı Görüntüle