SEYYİT BATTAL GAZİ'NİN KABRİ

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> Dini Hikayeler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ŞEYHÜLİSLÂM
VİP ÖZEL ÜYE
<b>VİP ÖZEL ÜYE</b>


Kayıt: 14 Şub 2007
Mesajlar: 9379
Konum: İstanbul
Durum: Çevrimdışı

Level : 63
HP: 9456 / 19700  
 48%
MP: 0 / 9406  
 0%
EXP: 304 / 454  
 66%
MesajTarih: Sal Arl 06, 2011 2:21 pm    Mesaj konusu: SEYYİT BATTAL GAZİ'NİN KABRİ Alıntıyla Cevap Gönder

SEYYİT BATTAL GAZİ'NİN KABRİ



Zaman 1204 yıllarında, Anadolu Selçuklu'larının başında Sultan Alâeddin Keykubat'ın hükümran olduğu çağlardır.

Alâeddin Keykubat, son derece adil, aydın ve sevilen bir insandı. Annesi Ümmühan Hatun da, tıpkı oğlu gibi, adalette, cömertlikte, iyilikte kimsenin yarış edemeyeceği bir kadındı. Günlerden bir gün, bir rüya gördü. "Tasvir gibi güzel, Hamza gibi kuvvetli, Ali gibi heybetli" bir yiğit Ümmühan Hatun'a dedi ki:
"Ey Hatun! Ben Âli Resûl'üm ki Diyarı Rûm'u aldım, kâh karada, kâh denizde doksan yıl gazilik ettim. Sonunda Mesihiye kalesinde şehit oldum. Gel beni ziyaret et, Üzerime bir türbe yap!."

Ümmühan Hatun, rüyasını oğluna anlattı, Alâeddin Keykubat haznedarlarına emir verdi, ne lazımsa develere yükletildi. Sultan Hatun Mesihiye kalesine doğru yola çıktı.

Hacı Emre köyünden, kutluca Çoban o devirlerde harap bir halde bulunan Mesihiye kalesi çevresinde koyunlarını otlatırdı. Çoğu çobanlar gibi uyanık gönüllü, keşfi açık, nasipli bir insandı.

Bir gün koyunlarını otlatırken, koyunların bir yere gelince yürüyemediklerini, sanki önlerindeki toprağa basmak istemediklerini fark etti. Acaba yanılıyor muyum diye bir denedi, iki denedi, fakat gördü ki hiçbir koyun o yere ayağını basmıyor. Kutluca Çoban ertesi gün, belki unutmuşlardır diye sürüyü gene dün işaretlediği o topraklardan geçirmek istedi ama nafile! Çoban gödüklerinde yanılmıyordu. Burada bir şey vardı, hayvanların basmak istemedikleri, her halde kutlu bir şey, belki bir mezar...

Bir gün, beş gün, on gün... Çoban artık o topraklardan ayrılamaz oldu. Bir gece, gene aynı yerde, koyunlar otlar, çoban derin derin düşünürken, ansızın, gökten bir nur dalgasının , koyunların asla çiğnemediği o toprak parçasına indiğini gördü.

Kendinden geçti, mest ve hayran kadı, koyunlar da yerlerinden kıpırdamadılar, gün ışıyıncaya kadar öyle kaldılar.

Kutluca Çoban gece gördüklerini vardı, gitti Mesihiye beyine anlattı. Bey, hemen o yerin atrafına bir duvar çektirtti,
"Kimse içeri abdestsiz girmesin, kimin ne haceti varsa orada iki rekat namaz kılıp istesin, niyazları kabul olunur." dedi.

Günlerden bir gün, Ümmühan Hatun'un kervanı geldi Mesihiye kalesinin yolunda bir yere kondu. Bey, Ana Sultan'ı karşılamaya varınca Ümmühan
"Bu kale yakınında hiç ziyaretgâh varmıdır?" diye araştırdı.

Bey bilmiyordu. Ancak, Kutluca Çoban'ın görüp anlattıklarını Ana Sultan'a aktardı,
"Ne vardır bilmem ama ben etrafına duvar çektirttim, şimdi herkes oraya gider" dedi.

Ümmühan Hatun ses etmedi, kalktı Kutluca Çoban'ın bulunduğu yere gitti, bir de onu dinledi. Sonra orada iki rekât namaz kıldı ve
"Gördüğüm rüya Allah katından ise bana onu yine göster" diye yalvardı.

Evet! Ümmühan Hatun'un rüyası Allah katındandı. Çünkü o tasvir gibi güzel, Hamza gibi güçlü, Ali gibi heybetli insanı gene gördü. "Kılıç belinde, imame başında, nikab yüzünde idi" idi. Nikabını açtı:
"Ol gördüğün benim! Seyyit Battal Gazi'yim. Âli resul'üm. Türbemi sen yaptır. Bir mescit, bir de tekke bünyad eyle. Alimler ve dervişler getir, vakıflar yap" dedi. Ümmühan Hatun ağzı dili bağlanmış, karşısında divan duruyordu. Seyit Gazi ona iki kitap verdi
"Bizim yâdigârımız olsun!" dedi.

Hemen ertesi gün Ümmühan Hatun'un emriyle mimarlar, nakkaşlar, ustalar, kalfalar, çiniciler, boyacılar, camcılar... kısaca Selçuk ülkesinde ne kadar sanatçı varsa, Mesihiye kalesine çağrıldı. Seyit Battal Gazi'nin istediği gibi mescit, medrese, semâhane, aşhane, misafirhane binaları yapıldı.

Bütün bu sayılanlar güzelliğine ve değerine paha biçilemeyen bir çift küpenin tekiyle yapılmıştır. Bir gün türbe yıkılır, yanar, yeniden yapımı gerekirse diye, küpenin tekini Ümmühan Hatun direklerden birinin dibine bir demir kutu içinde gömdürdü. Ama hangisinin altında olduğunu direkler bile bilmiyor. Onun için Her Allah'ın günü "Benim altımda, hayır benim altımda" diye çekişip dururlar.

Türbenin büyük kapısında “Esselâmün aleyküm ya Sultan Seyit Gazi" diye yazar.Giriş kapısında ise "Bu mübarek makam Sultan Seyit Battal Gazi'nindir. Hak rahmet eylesin" diye haber verir.

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> Dini Hikayeler Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Konular
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Battal Gazinin Kedisi ismail Komik & İlginç Resimler 8 Pzr Tem 15, 2007 11:20 pm Son Mesajı Görüntüle