| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Katrenur AKTİF ÜYE


Kayıt: 24 Mar 2011 Mesajlar: 153
Durum: Çevrimdışı
Level : 11
|
Tarih: Sal Nis 12, 2011 4:41 am Mesaj konusu: SAĞ YANIMIZ YERE GELECEK |
|
|
[Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.]
Baharı uğurlamak için uygun bir yer olacağını düşünerek gitmiştim oraya. Ömrümün bilmem kaçıncı baharını (biliyorum da söylemiyorum)...
"Geriye daha kaç bahar kaldı?" sorusu daha kabristanın girişinde tırmaladı ruhumu. Okumaya başladığım Fatiha soruyu geçici de olsa unutturdu.
İlk dikkatimi çeken gölgelerdi. Yemyeşil ağaçların gölgesi düşmüştü mezarların üstüne. Mezarların gölgesi de ölümün hayattaki uzantısı gibiydi. Mermerlerin soğuk duruşları, mezar taşlarındaki yazılar hayatın kısa bir özetiydi. Çoğu mezar taşında doğum ve ölüm tarihleri yazılıydı. İki taş veya iki tarih arasında bir hayat. Öyleyse ne önemi var insanın?
Kimiz biz? Ölen ve öldüren, giden ve gelen, acıkan ve doyan. Bitimli ve arzulu. İsyan eden, karşı çıkan, tutkulu, şehvetli, doğru ve yanlış arasında sıkışan.
O'nun dışındaki her şeyin kırılışını simgeliyordu kabirler.
Neler yatıyordu bedenlerden maada toprak altında? Sırlar geldi ilk aklıma. İkinci aklıma gelen: Ayrılıklar. Yalan ve dolanlar. İyilikler ve kötülükler. İnsan hikâyeleri. Geçirdiğimiz depresyonlar, panik atakları. Zekiler, kıt akıllılar. Yakınmalar, şükürler. Bitmişti işte. Öte dünyaya başlamak için. Her şey oraya ulaşmak içindi. Tez geçmişti övgülerin hazzı. İnsanların övgüsü de kalabalıkların yergisi de kabrin karanlığında sıkışıp kalmıştı. Övgüler de yergiler de eşit derecede önemsizdi.
Her kabir taşı, "Sönmek için yanıyor her ışık" sözünü doğrular gibiydi. Ölüm iki dünya arasında bir gedikti. Döner taşı, öter kuşu yoktu artık sakinlerinin. Kabristan ölüm denizi gibiydi. Kabirler yüzüyordu denizde. Her insanın hayat nehri de buraya varıyordu.
Kabirlerin üzerinde çiçekler, bitkiler canlanmıştı. Ölüme inat. Ağaçların uçları kıpır kıpırdı. Rüzgâr dalları çekiştirip durarak sessizliğin boşluğunu dolduruyordu. Kuşlar rüzgârla oynaşıyor, kabristana neşe saçıyordu. Baharın sesini soluksuz dinliyordum ki, kendi soluğumu duydum. Kendi ölümümün buz kesen soluğunu. Soluğum kesildi. Dalıp gitmiştim. Toprağın altında kalmış sözler, un ufak olmuş diye geçirdim içimden. Hayır, dedim. Toprağın altında kalmamıştı sözler. Bir levh-i mahfuzda yazılmıştı. Kayıtları tutulmuştu.
Bir kabrin yanı başında durdum. "Hüvel Baki" yazıyordu. Hayalhanemde onu kabre koyduğumuz an belirdi. Sağ yanına yatırmış, yüzünü de kıbleye döndürmüştük. "Ölmek: sağ yanımızın yere değmesi, yüzümüzün de kıbleye dönmesi" diye geçirdim içimden. Bir terapist, hastalarına öldüklerinde mezar taşlarına ne yazılmasını isteyeceklerini sorar. Bunu, hayatı nasıl yaşamak istediklerinin bir göstergesi sayar. Ben de yanı başında durduğum mezar taşındaki gibi "Hüvel Baki" yazılmasını isterdim diye düşündüm.
Kabristandaki bahara elveda demeye hazırlanırken, "son sözlerin nedir?" diye sordum ona. "Beni yeniden yeniye yaratan buradaki bedenleri de yeniden yaratacak" diye seslendi. "Bir gün dirileceksiniz yine. Hesabını tuttuğunuz saç telleriniz yeniden uzayacak. Yanaklarınız yeniden kızaracak. Bacaklarınız sizi oraya buraya taşıyacak güçte olacak. Gözleriniz gözlerinize değecek yine."
Sonra, "Elveda!" dedi bahar. "Görüşmek üzere" diyerek uğurladım onu. Yağmaya başlayan yağmurla arkasından su bile dökmüş oldum.
Kabristandan ayrılırken düşünceliydim. Bir mezar taşında doğum ve ölüm tarihi, "Hüvel Baki" yazısı. Bir de... Bunu yazmak zor geldi.
Kabirler, insanın benliğine sınırlarını gösteren biricik mekânlardır. Yalnız gitmeli oraya. Yalnızca gitmeli. İçten dışa dıştan içe yürümeli. Topu topu bu, demeli. Bu işte. Az çok, eksik fazla, ne yaşanırsa yaşansın, hepsi bu. Gözü dönmüş hırslarımıza kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Sonun bu. Öfkelerimize kabirler gösterilmeli. Bak işte sen de sağ yanına yatacaksın. Yüzün kıbleye dönük. Endişelerimize kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Neden korkuyorsun hayatta? Başımıza gelmesinden korktuğumuz şeylerin en büyüğü bu ve bu bizim yazgımız. Yazgısını sevmeli insan. Razı olmalı. İncinmiş yanımıza kabirler gösterilmeli. İşte bu. Hepsi bu. İncitenlerin de incinenlerin de sonu.
Tüm yaşadıklarımız sağ yanına yatacak. Yüzleri kıbleye dönük...
MUSTAFA ULUSOY
_________________ Namaz kılmayan, Allahtan canını esirger…Allahtan vaktini kaçırır….Canını veren Allahtan canını esirgeyen, Allaha hakkıyla inanıyor değildir...Bedenini yoktan var eden Allah karşısında bedenini eğmeyen Allahın varlığına ve var edişine inanmıyor gibidir … |
|
| Başa dön |
|
 |
LeyL-i Serair GOLD ÜYE


Kayıt: 15 Mar 2011 Mesajlar: 2458 Konum: KOCAELİ Durum: Çevrimdışı
Level : 39
|
Tarih: Sal Nis 12, 2011 7:41 pm Mesaj konusu: |
|
|
bu günümüzü yaşarken nasıl olurda yarınımızın garantisi varmış gibi davranabiliyoruz ki
“Kendini hiç ölmeyecek zanneden kişinin çalışması gibi (dünya için) çalış, yarın öleceğini zanneden kişinin korkması gibi (günahlardan) kork."
(Münavi. Feyzü’l-Kadir, 2/12; Kenzü’l-Ummal, 3/40, hn: 5379)
“Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir” (Kenzü’l-Ummal, 3/238, hn: 6336)
“İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, “Rabbimiz! Bize (nasibimizi) dünyada ver” derler; böyle kimseler için Ahirette bir nasip yoktur. Onlardan öyle kimseler de vardır ki, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, Ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından muhafaza eyle” derler.” (Bakara, 200-202)
“Allah’ın sana verdiği servet ile ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma; Allah sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et.” (Kasas, 77)
Aynı hakikate işaretle Üstad Bediüzzaman şöyle der:
“Âhiret ve dünya dengesini korumak ve her vakit ümitle korku arasında bulunmak maslahatı gerektirir ki; her dakika hem ölmek, hem yaşamak mümkün olsun.” (bk. Sözler, 24. Söz) _________________ Misafirsin bu hanede ey gönül, umduğunla değil bulduğunla gül, hane sahibi ne derse o olur, ne kimseye sitem eyle, ne de üzül….
İstiyorsan HAKKA varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin.. |
|
| Başa dön |
|
 |
MeDiNe YARDIMCI YÖNETİCİ


Kayıt: 21 May 2008 Mesajlar: 8735 Konum: istanbul Durum: Çevrimdışı
Level : 62
|
|
| Başa dön |
|
 |
LeyL-i Serair GOLD ÜYE


Kayıt: 15 Mar 2011 Mesajlar: 2458 Konum: KOCAELİ Durum: Çevrimdışı
Level : 39
|
Tarih: Çrş Nis 13, 2011 12:25 am Mesaj konusu: |
|
|
| EBVA yazmış: | ikinizdende güzel konuyduuu
Rabbim kabrimizi güzelleştirsin |
| Kavs-ı kuzeh yazmış: | Emeğinize sağlık kardeşler Rabbim ilmnizi din adına artırsın inşaAllah |
amin inşallah _________________ Misafirsin bu hanede ey gönül, umduğunla değil bulduğunla gül, hane sahibi ne derse o olur, ne kimseye sitem eyle, ne de üzül….
İstiyorsan HAKKA varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin..
En son LeyL-i Serair tarafından Çrş Nis 13, 2011 2:20 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Kavs-ı kuzeh VİP ÖZEL ÜYE


Kayıt: 11 Şub 2011 Mesajlar: 2003
Durum: Çevrimdışı
Level : 36
|
Tarih: Çrş Nis 13, 2011 9:51 am Mesaj konusu: |
|
|
Emeğinize sağlık kardeşler Rabbim ilmnizi din adına artırsın inşaAllah _________________ UMUT.. Hiç bitmeyen bahar mevsimidir, içinde kar da yağar , fırtınada kopar..
Ama Çiçekler açmaya hep devam eder...  |
|
| Başa dön |
|
 |
Katrenur AKTİF ÜYE


Kayıt: 24 Mar 2011 Mesajlar: 153
Durum: Çevrimdışı
Level : 11
|
Tarih: Çrş Nis 13, 2011 6:33 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Kavs-ı kuzeh yazmış: | Emeğinize sağlık kardeşler Rabbim ilmnizi din adına artırsın inşaAllah |
Amin..Rabbim sizlerden de razı olsun..Güzel dualarınız okuyan her bir yüreğe tesir etsin.. _________________ Namaz kılmayan, Allahtan canını esirger…Allahtan vaktini kaçırır….Canını veren Allahtan canını esirgeyen, Allaha hakkıyla inanıyor değildir...Bedenini yoktan var eden Allah karşısında bedenini eğmeyen Allahın varlığına ve var edişine inanmıyor gibidir … |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|