| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
SERZAKİR SİTE KURUCUSU


Kayıt: 08 Şub 2007 Mesajlar: 12882 Konum: İSTANBUL Durum: Çevrimdışı
Level : 70
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 12:56 am Mesaj konusu: Mahşer sıkıntısı |
|
|
Mahşer sıkıntısı
Mahşerin sıkıntısı dayanılmaz hâl alınca, mahşer halkı, önce Âdem Nebî’ye gidip dert yanarlar:
- Ey babamız! Ve ey hazret-i Âdem! Sen, Peygamberlerin ilkisin. Hâlimiz pek fenâdır. Ne olur, bize şefâat et ki, başlasın hesabımız. Hak teâlâ ne hüküm verirse, râzıyız.
Âdem Nebî, kendini buna lâyık görmez.
Ve ehl-i mahşere;
- Siz Nûh Peygambere gidin! buyurur.
Mahşer halkı, bin sene müşâvere edip, Nuh aleyhisselâma varırlar:
- Yâ Nuh! Ne olur, bize şefâat et ki, Rabbimiz baksın hesabımıza. Artık dayanamıyoruz.
Lâkin O da kendini geri çeker:
- Siz, İbrâhim Peygambere gidin!
Onlar, yine bin sene müşavere ederler.
Ve İbrâhim Peygambere varıp yalvarırlar:
- Yâ İbrâhim! Sen Allahın dostusun. Ne olur bize şefâat et ki, hesabımız başlasın artık.
O da kendini lâyık görmez.
Ve mahşer ehline;
- Siz Mûsâ Peygambere gidin! der.
SEN KELÎMULLAHSIN
Ehl-i mahşer, bir ümitle Mûsâ aleyhisselâma varırlar:
- Yâ Mûsâ! Sen kelîmullahsın. Bize şefâat et ki, Hak teâlâ hesabımızı görsün. Bu sıkıntıya tahammülümüz kalmadı artık.
Mûsâ Nebî de özür diler:
- Siz Îsâ Nebî’ye gidin!
Bu defa hazret-i Îsâ’ya varıp yalvarırlar:
Ancak o da kendini geri çeker:
- Siz Hâtem-ül enbiyâ’ya gidin. Çünkü O, Habîbullahtır ve Peygamberlerin en üstünüdür. Ümîd ederim ki, O şefâat eder ve Onun şefâati kabul olur.
Çok sevinirler.
Ve son bir ümitle Resûlullahın minberine varıp, yalvarırlar:
- Yâ Muhammed! Sen Allahın Habîbisin. Senden başka gidecek kimsemiz kalmadı. Ne olur, sen şefâat et ki, başlasın hesabımız. Hak teâlâ, ne hüküm verirse râzıyız...
Ben şefâat ederim”
Mahşer halkı, hesabın başlaması için en son Habîbullah’a gelir, yalvarırlar. Efendimiz;
- Peki, Rabbim izin verirse ben şefâat ederim! buyurur.
Sonra Arş-ı âlâya varıp, bin senelik bir secdeye kapanır.
O an ehl-i mahşerin hâli pek fenâdır.
Öyle ki, çekilen zahmetleri anlatmak mümkün olmaz.
Çoklarının haramdan kazandıkları mallar, boyunlarında birer halka olur ve öyle ağırlaşır ki, “büyük dağ” olur sanki.
Feryât ve figânları gök gürlemesini andırır.
- “Vâ veylâ! Vâ sebûrâ!” diye feryât ederler.
O feryâtlara yer gök dayanmaz.
Zekâtı verilmeyen mallar da koca bir “yılan” olup, sahibinin boyunlarına dolanır.
Ve öyle ağırlaşır ki, “değirmen taşı” gibi olur âdeta.
O kimseler;
- Bu nedir? diye feryâd eder.
Melekler;
- Zekâtını vermediğiniz mallardır, derler.
BUNLAR, ZİNA YAPANLARDIR
Bâzılarının avret mahallerinden, kan, cerâhat ve irin akar.
Tahammülü imkânsız pis kokuları vardır ki, zinâ yapan erkek ve kadınlardır bunlar da.
Bir kısmının dilleri, böğürlerine sarkmıştır.
Bunlar da iftirâ edenlerdir.
O esnada Rabbimizden hitap gelir:
- Yâ Muhammed! Başını secdeden kaldır ve şefâat eyle. Söyle murâdını ki, kabul edeyim!
Resûlullah başını kaldırıp yalvarır:
- Yâ ilâhî! Kulların arasından iyi ve kötüleri ayır ki, günahlarıyla rezîl rüsvây oldular bu meydanda. Bu azâba tahammülleri yoktur artık.
Bunun üzerine “Mîzân” kurulur.
Ehl-i mahşer izdihâmdan kurtulur.
Ama kâfirlerin işi zordur.
Zîra girecekleri “Cehennem”in azâbı yanında bu sıkıntılar, denize nazaran “damla” bile değildir. _________________ [Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.]
[Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.] |
|
| Başa dön |
|
 |
dürri_yektam GOLD ÜYE


Kayıt: 22 Mar 2007 Mesajlar: 4228
Durum: Çevrimdışı
Level : 48
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 7:27 pm Mesaj konusu: |
|
|
Zekâtı verilmeyen mallar da koca bir “yılan” olup, sahibinin boyunlarına dolanır.
Ve öyle ağırlaşır ki, “değirmen taşı” gibi olur âdeta.
Bu dünyada yılanı görmeye bile dayanamıyorum Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin
Rabbim bütün ümmeti Muhammedi Peygamber Efendimizin şefaatlerine nail eylesin Ahiretteki bu gibi sıkıntılardan bizleri muhafaza eylesin hesabını sağ elinden alabilenlerden eylesin
Allah(c.c) razı olsun serzakir kardeşim çok güzel bir konuydu Rabbim ibret alanlardan eylesin inşallah |
|
| Başa dön |
|
 |
ReYYaN FORUM YÖNETİCİSİ


Kayıt: 09 Şub 2007 Mesajlar: 12077
Durum: Çevrimdışı
Level : 69
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 9:05 pm Mesaj konusu: |
|
|
Mevlam hesabı zor günümüzde hepimizin yardımcısı olsun inşallah
O Güzeller Güzelinin şefaatine nail eylesin
serzakir kardeşim _________________ [Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.] |
|
| Başa dön |
|
 |
ŞeFKaT FORUM YÖNETİCİSİ


Kayıt: 09 Şub 2007 Mesajlar: 17864 Konum: İSTANBUL Durum: Çevrimdışı
Level : 77
|
Tarih: Cum Hzr 06, 2008 4:56 pm Mesaj konusu: |
|
|
Amin kardeşler aminnnn Okurken dayanamıyoruz hakikatiyle karşılaşınca Mevlam yardımcımız olsun.Rasulullahın şefaatine nail olan kullarından eylesin. _________________ "Yâ Rabbî! Bizleri kıyamete kadar
Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye
ve esrar-ı Kur'âniye ile kemâl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle.
âmin. İnşaallah." |
|
| Başa dön |
|
 |
leylayigitel USTA ÜYE


Kayıt: 17 May 2008 Mesajlar: 602 Konum: dünyada bi yerlerde Durum: Çevrimdışı
Level : 22
|
Tarih: Cum Hzr 06, 2008 8:56 pm Mesaj konusu: |
|
|
| amin abla İnşallah o gün Peygamberimiz(sav)'in korunacağı gölge altında yer bulabiliriz |
|
| Başa dön |
|
 |
SERZAKİR SİTE KURUCUSU


Kayıt: 08 Şub 2007 Mesajlar: 12882 Konum: İSTANBUL Durum: Çevrimdışı
Level : 70
|
Tarih: Sal Eyl 23, 2008 5:48 am Mesaj konusu: |
|
|
Rabbim sizlerden de razı olsun...Ben bu olayı ilk dinlediğimde çok etkilenmiştim, ki hala öyle...Rabbim o büyük günde bizleri yanlız bırakmasın, İnşaallah... _________________ [Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.]
[Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.] |
|
| Başa dön |
|
 |
Nurun Ala Nur FORUM YÖNETİCİSİ


Kayıt: 16 May 2008 Mesajlar: 3276 Konum: İSTANBUL Durum: Çevrimdışı
Level : 44
|
Tarih: Sal Eyl 23, 2008 6:04 am Mesaj konusu: |
|
|
İşte önemli hususa değinilmiştir ki! Efendiler Efendisi Efendimizin Aleyhisselatu Vesselamın sünnet-i seniyesi bunun için önemlidir. Efendiler Efendisinin mahşer gününde ümmetinin elinden nasıl tutacağı ile ilgili uzunca bir hadis var. Aktaralım inşaallah...
Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam buyuruyor ki: "Ben mahşer günü insanların efendisi olacağım. Bunun neden olduğunu biliyor musunuz? Allah tüm insanları toplar. Gözetici ve davetçi olan Allah onları gözetir ve işitir. Güneş onlara yaklaştırılır. Halka güç yetiremeyecekleri ve tahammül gösteremeyecekleri bir tasa gelir ve şiddetli bir sıkıntı basar. İnsanlar birbirlerine, "Sizin içinde bulunduğunuz durumun nereye ulaştığını görmüyor musunuz? Rabb’inize sizin için şefaat edecek bir kimseye bakmayacak mısınız?" derler. Halkın bir kısmı bir kısmına:
“Babanız Âdem’e Aleyhisselama danışın.” Derler. Mahşer halkı Âdem’e gelir: “Ey Âdem! Sen bütün insanlığın babasısın. Allah seni kudret eliyle yarattı. Ve sana ruhundan üfledi. Meleklere emretti de hepsi sana secde ettiler. Ve seni Cennetine koydu. Rabb’ine bizim için şefaatte bulunmaz mısın? Bizim halimizi ve sıkıntımızı görmüyor musun?” derler. Hazret-i Âdem Aleyhisselam: “Rabbim, bu gün, benzeri görülmemiş, bundan sonra da görülmeyecek derecede gazaplıdır! O beni Cennette bir ağaçtan yemeyi yasaklamıştı da ben isyan etmiştim. Ben bu gün nefsimi kurtarabilecek miyim? Siz benden başkasına gidiniz, Nuh’a gidiniz.” Der. Mahşer halkı Hazret-i Nuh’a Aleyhisselama varırlar: “Ey Nuh! Sen yeryüzüne gönderilmiş Resullerin ilkisin. Allah sana çok şükredici kul unvanını verdi. Bizim ne hal içinde olduğumuzu, başımızdaki sıkıntıyı görmez misin? Bizim için Rabb’ine şefaat etmez misin?” derler. Hazret-i Nuh Aleyhisselam: “Rabbim, bu gün, benzeri görülmemiş, bundan sonra da görülmeyecek derecede gazap etmiştir! Benim için kabul olunacak bir dua hakkı vardı. Ben o duayı kavmimin aleyhine yaptım da, kavmim helâk oldu. Ben bu gün nefsimi kurtarabilecek miyim? Siz benden başkasına gidiniz, İbrahim’e gidiniz.” Der. Mahşer halkı Hazret-i İbrahim’e Aleyhisselama gelirler: “Ey İbrahim, sen Allah’ın peygamberi ve yeryüzü halkından Allah’ın halilisin. Bizim ne halde olduğumuzu, başımızdaki sıkıntıyı görmez misin? Bizim için Rabb’ine şefaat etmez misin?” diye yalvarırlar. Hz. İbrahim Aleyhisselam: “Rabbim, bu gün, bir benzeri görülmemiş, bundan sonra da görülmeyecek derecede gazaplanmıştır! Ben üç yerde yalana benzer sözler sarf etmiştim. Ben bu gün nefsimi kurtarabilecek miyim? Siz benden başkasına gidiniz, Musa’ya gidiniz.” Der. Mahşer halkı Hazret-i Musa’ya Aleyhisselama gelirler: “Ey Musa! Sen Allah Resulüsün. Allah seni peygamberlik ve zatı ile konuşmak şerefine eriştirdi. Seni insanlara üstün kıldı. Bizim için Rabb’ine şefaat et. Bizim ne hal içinde olduğumuzu, başımızdaki sıkıntıyı görmez misin?” derler. Hz. Musa Aleyhisselama: “Rabb’im, bu gün, benzeri görülmemiş, bundan sonra da görülmeyecek derecede gazaplıdır! Ben öldürmekle emr olunmadığım bir kişiyi öldürmüştüm. Ben bu gün nefsimi kurtarabilecek miyim? Siz benden başkasına gidiniz, İsa’ya gidiniz.” Der. Mahşer halkı Hazret-i İsa’ya gelirler: “Ey İsa! Sen Allah’ın Resulüsün. Allah’ın Meryem’le verdiği kelimesisin ve ondan gelen emirsin. Sen beşikte iken insanlarla konuştun. Ne olur, bizim için şefaatte bulun. Bizim ne halde olduğumuzu görmüyor musun?” derler. Hz. İsa Aleyhisselama:
“Rabbim, bu gün, bir benzeri görülmemiş, bundan sonra da görülmeyecek derecede gazaplanmıştır! Ben bu gün nefsimi kurtarabilecek miyim? Siz benden başkasına gidiniz, Muhammed’e Aleyhisselatu Vesselama gidiniz.” Der. Mahşer halkı bana gelir: “Ey Muhammed! Sen Allah’ın Resulüsün ve Hâtemü’l-Enbiyasın. Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır. Ne olursun, bizim için Rabb’ine şefaat et. Bizim ne halde olduğumuzu görmez misin?” derler. “Ben giderim, Arş’ın altına varırım, Rabbim için secdeye kapanırım! Sonra, Aziz ve Celîl olan Allah bana hamdinden ve güzel senâlarından, benden önceden kimseye bildirmediği güzel sözler bildirir. Ve: “Yâ Muhammed! Başını kaldır! İste! Sana verilecektir! Şefaat et! Şefaatin kabul olunacaktır!” denir. Ben, başımı kaldırırım da:
“Ya Rabbi Ümmetim! Ya Rabbi Ümmetim! Ya Rabbi Ümmetim!” derim. Bunun üzerine:
“Ya Muhammed! Ümmetinden hesabı olmayanları Cennet kapılarından Eymen kapısından Cennete koy.” Buyurulur.1
Dipnot :
1- Nevevî, R. Sâlihîn, 1863 |
|
| Başa dön |
|
 |
MeDiNe YARDIMCI YÖNETİCİ


Kayıt: 21 May 2008 Mesajlar: 8735 Konum: istanbul Durum: Çevrimdışı
Level : 62
|
|
| Başa dön |
|
 |
Talha SÜPER ÜYE


Kayıt: 08 Şub 2007 Mesajlar: 1644
Durum: Çevrimdışı
Level : 34
|
Tarih: Pzr Hzr 28, 2009 11:40 am Mesaj konusu: |
|
|
Allah ım yardım et sen bizi orda utandırma. kardeşim emeğine sağlık _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|