| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Talha SÜPER ÜYE


Kayıt: 08 Şub 2007 Mesajlar: 1644
Durum: Çevrimdışı
Level : 34
|
Tarih: Pts Ağu 22, 2011 8:49 pm Mesaj konusu: Kabe nasil kible oldu? |
|
|
Rasulullah sav Efendimiz, Hicret'in on altinci ya da on yedinci ayina kadar namazlarini Mescid-i Aksa'ya yönelerek kildi Bununla birlikte, kiblenin Mescid-i Haram'a döndürülmesini gönülden arzu eder, bunun için dua ederdi Sonra bir gün ilâhi emirle bu da gerçeklesti
Bes yüz kisilik bir kafile…
Medine'den yola çiktilar Çogunlugu puta tapiyor, fakat Kâbe'yi ve Arafat'i kutsal biliyorlar ve kendi inançlarina göre hacca gidiyorlar Aralarinda yetmis kadar müslüman da var
Birinci Akabe beyatinda iman etmis olan Medineliler, kavimlerinin hidayetine vesile olmak için çok gayret etmisti Kur'an'i ögretmesi için Peygamber Efendimiz tarafindan gönderilen Mus'ab b Umeyr, gece gündüz demeden insanlara Allah'in dinini anlatmisti Iste simdi yetmis küsur müslüman olarak Mekke'ye, Rasulullah sav'e gidiyorlar Yine Akabe'de O'nunla bulusacaklar
‘Kudüs'e yönelmek istemiyorum'
Kafiledeki müslümanlarin çogu Allah Rasulü sav'i henüz tanimiyor O'nu ilk kez görecek olmanin heyecani içindeler
Müslüman Medinelilerin ileri gelenlerinden Bera b Ma‘rur ra arkadaslariyla konusuyor:
- Arkadaslar! Benim bir düsüncem var Ama bana uyar misiniz, uymaz misiniz bilmiyorum
- Nedir o? diye sordular Bera Kâbe'yi kasdederek:
- Bu binayi arkamda birakmak istemiyorum, namazimi ona yönelerek kilmak istiyorum
Arkadaslari söyle karsilik verdi:
- Bize, Peygamberimiz'in sadece Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya dogru namaz kildigi haber verildi O'nun yaptiginin aksini yapmak istemeyiz
Bera b Ma‘rur yine de:
- Ben Kâbe'ye yönelerek kilacagim, dedi
Kafiledekiler yol boyunca namaza durduklarinda Mescid-i Aksa'ya yönelirken Bera b Ma‘rur Kâbe'ye dönerek namaz kildi Fakat Mekke'ye vardiklarinda içine bir kurt düstü; acaba dogru mu yapmisti? Yegeni sair Kaab b Malik ra'a durumu açti Rasulullah sav'e gidip yaptigi isin dogru olup olmadigini soracaklardi
Yola çiktilar ama ikisi de Allah Rasulü sav'i tanimiyordu Karsilastiklari bir adama, O'nu nerede bulabileceklerini sordular O da Kâbe'nin yaninda amcasi Abbas ra ile birlikte bulundugunu söyledi Bu habere memnun oldular, çünkü ikisi de Abbas ra'i ticaret için arada bir Medine'ye ugradigi için taniyorlardi
‘Keske sabretseydin'
Mescid-i Haram'a girdiklerinde Rasulullah sav'i amcasi ile otururken buldular Selam verip oturdular Efendimiz sav amcasina sordu:
- Bu iki adami taniyor musun?
Abbas ra cevap verdi:
- Evet Bu, Bera b Ma‘rur Kavminin ileri gelenelerindendir Bu da Kaab b Malik
- Sair olan mi?
- Evet
Kaab ra, Allah Rasulü tarafindan giyaben taniniyor olmasina çok sevindi Bera b Ma‘rur söz aldi ve meselesini söyle arz etti:
- Ey Allah'in Nebisi! Bu yolculuga çiktim, Allah beni Islâm'a hidayet etti Bu binayi arkama almamayi düsündüm ve namazlarimi ona dogru kildim Arkadaslarim bu konuda bana uymadi Benim içime de bir kurt düstü Ne buyurursunuz ya Rasulallah?
Efendimiz sav söyle buyurdu:
- Bir kiblen (Mescid-i Aksa) vardi Onun üzerine sabretseydin ya!
Bu görüsmeden sonra arkadaslariyla birlikte Mescid-i Aksa'ya dogru namazlarini kilmaya basladi (Ahmed b Hanbel: Müsned)
Bera b Ma‘rur ra, bu görüsmenin gerçeklestigi günlerde yapilmis olan Ikinci Akabe Beyati'nda Medinelilerden seçilen on iki kisiden birisi oldu Medine'ye döndüklerinde pek fazla yasamadi Bir süre sonra, Efendimiz'in hicretinden bir ay önce vefat etti Malinin üçte birinin Rasulullah sav'e verilmesini vasiyet etmisti Diger bir vasiyeti de yüzü Kâbe'ye dönük olarak defnedilmesiydi Böyle yapildi
Efendimiz sav Medine'ye hicret ettiginde onu sordu Bir ay önce vefat ettigi bildirildi, vasiyetlerinden söz edildi Efendimiz sav vasiyet etmis oldugu malinin çocuklarina verilmesini emir buyurdu ve mezarinin basina gidip cenaze namazini kildi
Rasulullah sav Efendimiz, Hicret'in on altinci ya da on yedinci ayina kadar namazlarini Mescid-i Aksa'ya yönelerek kildi Mekke'de iken Kâbe'nin yakininda bulundugunda, Kâbe'yi araya alarak Mescid-i Aksa'ya dogru namaz kildigi da nakledilmistir Bununla birlikte, Efendimiz sav kiblenin Mescid-i Haram'a döndürülmesini gönülden arzu eder, bunun için dua ederdi (Cessâs: Ahkâmu'l-Kur'an)
Rastlanti olabilir mi?
Bir gün Rasulullah sav Efendimiz, namazlarini Kâbe'ye yönelerek kilmak isteyen Bera b Ma‘rur ra'in mahallesine gitmisti Ögle vakti girdiginde, oradaki Benî Seleme mescidinde namazi kildirdi Her zaman oldugu gibi Kudüs'e dogru namaza durdu ve ilk iki rekati o sekilde kildi Tam bu esnada Yüce Mevlâ, bundan sonra kible olarak Kâbe'yi seçtigini söyle ferman buyurdu:
“Biz senin yüzünün göge dogru dönüp durdugunu görüyoruz Iste simdi seni, memnun olacagin bir kibleye döndürüyoruz Artik yüzünü Mescid-i Haram tarafina çevir (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursaniz olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin Süphe yok ki Ehl-i Kitap, onun Rablerinden gelen gerçek oldugunu çok iyi bilirler Allah onlarin yapmakta oldularindan habersiz degildir” (Bakara, 244)
Rasulullah sav Efendimiz kilmakta oldugu namazin son iki rekâtini Kâbe'ye dönerek kildi Bu haber kisa zamanda yayildi Artik o günden sonra Kâbe müslümanlarin kiblesi oldu
Benî Seleme mescidi, böyle önemli ve mübarek bir olaya sahitlik ettigi için iki kibleli mescid anlaminda “Mescidü'l-Kibleteyn” diye anildi
KIBLE NEDIR?
Kible, yön ve yönelinen taraf ya da yönelinen sey anlaminda bir kelimedir Dinimizde müslümanlarin namaz kilarken dönmeleri gereken istikameti yani Kâbe'yi ifade eder
_________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
yeter__1 VİP ÖZEL ÜYE


Kayıt: 16 Ksm 2008 Mesajlar: 8038
Durum: Çevrimdışı
Level : 60
|
Tarih: Pts Ağu 22, 2011 9:48 pm Mesaj konusu: |
|
|
Bismillahirrahmanirrahim.
Ka'be'nin Önemi
Ka’be yeryüzünde sırf Allah’a ibadet edilmek için inşa edilen Allah’ın ilk evidir.
Bundan dolayı Allah ona şeref ve kudsiyet vermiş, insanlara onu haccetmelerini emretmiş, onun bulunduğu toprakları emin kılmıştır.
Oraya giren insan tehlikelerden emin olur.
Ka’be bu kadar kutsi ve önemli olmasına rağmen, Müslümanlar onun sadece taşlardan ibaret bir yapı olduğunu ve onun herhangi bir zarar veya fayda sağlayamayacağını bilirler.
Allah-u Teâlâ İbrahim Aleyhisselam’ı putları ve tağutları yıkmak ve yeryüzündeki bütün şirk izlerini ortadan kaldırmak için gönderdiğinde, ondan yeryüzünde tevhidin simgesi olacak bir alamet ve işaret bırakmasını istedi.
İşte bu alamet ve işaret Ka’be’dir.
Bunun için Ka’be’yi gördüğümüzde ve onu ziyaret ettiğimizde; putlara ve tağutlara ibadetlerin kaldırılıp bütün ibadetlerin yalnız Allah’a has kılınması gerekliliğini hatırlatan, yapılan ibadetlerde Allah’a hiçbir şekilde şirk koşulmaması gerekliliğini ve şirk koşularak yapılan ibadetlerin Allah katında batıl olduğunu hatırlatan bir simgeyle karşılaşırız.
Ka’be’nin İslam’daki anlamı işte budur.
Yoksa gidip ondan yardım istenilen veya ona ibadet edilen cahiliye putlarından bir put değildir.
İşte bu gerçeğe Ömer b. Hattab’ın sözü açıkça işaret etmektedir.
Ömer Radıyallahu Anhu Ka’be’de bulunan Hacer’ül-Esved (siyah taş) hakkında şöyle demiştir:
"Ben senin taş olduğunu ve ne bir fayda ne de bir zarar veremeyeceğini biliyorum. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’ın seni öptüğünü görmeseydim, seni asla öpmezdim." (Müslim)
Ka’be’yi hacca gidenlerin, tavaf ederken söylemeleri emredilen sözler de Ka’be’nin İslam’daki yerini ve neyin simgesi olduğunu açıkça gösterir.
Müslümanlar onu tavaf ederlerken şöyle derler:
"Lebbeyk Allahümme lebbeyk, La şerike leke lebbeyk, inne-l hamde ven-ni’mete leke ve-l mülk. La şerike lek."
Yani;
"Senin emrindeyim, Allah’ım senin emrindeyim. Senin ibadette hiçbir ortağın yoktur. Senin emrindeyim. Bütün hamd, ni’met ve hükümranlık senindir. Senin ibadette hiçbir ortağın yoktur."
Ka’be’nin kudsiyeti Allah-u Teâlâ’ın ona bu kudsiyeti vermesinden kaynaklanır. Bu hürmetin sebebi de tavaf esnasında söylenen sözler açıkça ifade etmektedir.
Ka’be’ye duyulan hürmet bir taş olmasından dolayı değil, onun inşa ediliş gayesi ve temsil ettiği davanın yüceliğindendir. Ka’be’de bu gaye ile tavaf ve ziyaret edilir.
Bunun için Ka’be’yi ziyaret ederken kişinin her türlü şirk ve küfür bataklığından ve cahiliye inançlarından arınmış olarak, bütün ibadetlerini yalnız Allah’a has kılmış bir şekilde onu tavaf etmesi gerekir.
RASULLULLAH'IN HAYATI İLE İSLAMİN HAREKET METODU -1
Yazan: Abdurrahman El-Muhacir
_________________ ÇIKTIK YOLA BİR KERE, DÖNÜŞ YOK GAYRI!...SEN KES YOLUMU! SANA ULAŞSIN ÇIKTIĞIM TÜM YOLLAR...
|
|
| Başa dön |
|
 |
yeter__1 VİP ÖZEL ÜYE


Kayıt: 16 Ksm 2008 Mesajlar: 8038
Durum: Çevrimdışı
Level : 60
|
Tarih: Pts Ağu 22, 2011 9:49 pm Mesaj konusu: |
|
|
önemli bir mevzuydu.
Teşekkürler... _________________ ÇIKTIK YOLA BİR KERE, DÖNÜŞ YOK GAYRI!...SEN KES YOLUMU! SANA ULAŞSIN ÇIKTIĞIM TÜM YOLLAR...
|
|
| Başa dön |
|
 |
Talha SÜPER ÜYE


Kayıt: 08 Şub 2007 Mesajlar: 1644
Durum: Çevrimdışı
Level : 34
|
Tarih: Pts Ağu 22, 2011 9:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
Allah hepimizden razı olsun kardeşim.. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|