İzinden Tanınan Deve
Peygamberimiz Aleyhisselam’ın on dokuzuncu göbekten atası olan Nizar b. Mead, hayatı boyunca Kâbe hizmetlerini yürütmüştü. Ömrünün sonunda oğulları Mudar, Rebia, İyad ve Enmar’a mallarını bölüştürmüş, aralarında ihtilaf çıkması halinde, Necran’da bulunan Ef’a el-Cürhümî’ye başvurmalarını vasiyet etmişti. Nizar oğulları babalarının bıraktığı malların taksiminde anlaşamayınca, işlerini Ef’a el-Cürhümî’ye arz edip halletmek için yola çıktılar. Ef’a, Arapların sözü dinlenir hakimiydi. Nizar’ın dört oğlu hayvanlarına binip bir gün bir gece gitmişler ve Necran’a yaklaşmışlardı. Üzerinde biraz önce bir devenin gezindiği anlaşılan bir otlağa rastladılar. Dört kardeşten Mudar dedi ki: “Burada otlamış olan devenin mutlaka bir gözü kördü.” Rebia: “O deve hem de topal.” dedi. İyad: “Kuyruğu da kesiktir.” dedi. Enmar ise: “Hem ürküp kaçmıştır.” dedi.
Biraz sonra hayvanı üzerinde bir adamla karşılaştılar. Adam: “Şuralarda bir yitik deve gördünüz mü?” dedi. Mudar: “Onun bir gözü kör mü?” dedi. Adam: “Evet öyle.” dedi. Rebia: “Peki, topal mı?” dedi. Adam: “Evet.” dedi. İyad: “Onun kuyruğu kesik miydi?” dedi. Adam yine: “Evet.” dedi. Enmar: “O deve ürküp kaçmış mıydı?” dedi. Adam heyecanla: “Evet, vallahi bunlar benim devemin vasıflarıdır. Siz benim devemden haberdarsınız. Devem nerede? Onu bana gösterin!” dedi. Nizar’ın oğulları: “Biz senin deveni görmüş değiliz.” dediler. Fakat adam: “Sizler devemin özelliklerini sayıp dururken onu görmediğinizi nasıl kabul edebilirim?” diyerek peşlerine takıldı. Adamlar Necran’a varıp Ef’a el-Cürhümî’nin huzuruna çıktılar. Deve sahibi: “Ey kral, bunlar benim devemi almışlar, onun sıfatlarını da bana saydılar. Şimdi ise onu görmediklerini söylüyorlar.” dedi. Hakim Ef’a işin aslını onlardan öğrenmek isteyince Mudar dedi ki: “Ben devenin hep bir taraftaki otlardan otladığını görünce bir gözünün kör olduğunu anladım.” Rebia: “Ben devenin bir ayağının yerde belirgin izler bıraktığını, diğerinin izinin belirsiz olduğunu gördüm de topal olduğunu anladım.” dedi. İyad: “Devenin topluca terslediğini gördüm. Kuyruğu olsa iki yana sallar, tersi dağınık olurdu.” dedi. Enmar da: “Devenin bol otları bırakıp çorak bir yere geçmesinden, ürküp kaçtığını anladım.” dedi.
Ef’a da adama: “Bunlar ancak devenin izini görmüşler. Sen deveni başka yerde ara!” dedi.
Tarihu’t-Taberî (Kahire 1977), 2/268-69; Belazurî, Ensabü’l-Eşraf (Beyrut 1996, 1/35-36; Mes’udî, Mürûcu’z-Zeheb (Beyrut 1997), 2/120-121.