| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
ERHAN YARDIMCI YÖNETİCİ


Kayıt: 05 Oca 2009 Mesajlar: 3944 Konum: ANKARA Durum: Çevrimdışı
Level : 47
|
Tarih: Pzr Arl 04, 2011 6:27 pm Mesaj konusu: İmam Gazalî rh.a. hazretleri şöyle diyor: “Kalpten şeytanın |
|
|
İmam Gazalî rh.a. hazretleri şöyle diyor: “Kalpten şeytanın vesvesesini atmak, kalbe o vesveseyi veren şeytandan başka bir şeyi koymakla mümkündür.
Bedende her bir uzvun kendine has bir görevi var. Sağlıklı bir hayatın devamı için de bu görevlerini yerine getirmeleri gerekir. Aksi durum ise hastalıktır, sıkıntıdır. Bir şeylerin yanlış gittiğinin işaretidir. Gözün görevi görmek, kulağın duymak iken, göz görmüyor kulak duymuyorsa bu organlar hastadır.
Bunun gibi manevi kalbin de bir görevi, sağlığı ve hastalığı var. Onun görevi, ilim, hikmet, marifetullah, muhabbetullah, Allah’a ibadet, Allah’ı zikir ve bu zikirden zevk almak. Allah Tealâ’yı her şeyden çok sevmek. Kalp, hikmet ve marifet sayesinde insanı hayvandan ayırır. Bu bilme hali, insanın Rabbini, nefsini, dünya ve ahireti bilmesidir.
Büyüklerin tarifine göre, insanın nefsi Allah Tealâ’yı tanımada bir vasıtadır. Şöyle ki: İnsanın nefsi bir varlıktır. Der ki: “Ben varsam, beni yaratan yüce bir Rab de var. Benim ilmim var. Halbuki hakiki ilim sahibi Cenab-ı Mevlâ’dır. Benim iyiyi kötüyü ayırt etme, seçme, karar verip uygulama gücüm var. Elbette kâinatın yaratıcısının bunu geçen, kuşatan iradesi, her türlü karar ve tasarruf hakkı var.”
İnsanın kendi nefsini bilmesi, kendini tanıması Rabbini bilmesine vesile olur. Dünyayı bilen ahireti de bilir. Dünya, lezzetleriyle, insana menfaatlarıyla, ahireti bildirmekle bir ölçüdür, bir imtihan yeridir.
Dünya lezzetleri insan ömrüne bağlı olarak geçici ve kısadır. Oysa ahirette sonsuz bir ömür söz konusudur. Bu yüzden dünya hayatının insanı aldatmaması, dünyanın ahiret için bir kemalât, olgunlaşma yeri olarak kullanılması gerekir.
İnsan, olgunlaşabilmesi için önce kendi nefsine ve şeytana karşı dikkatli olmalıdır. Bunun için başvurulacak usullerin başında zikir gelir. Şeytan insanı şaşırtmaya çalışır, onun imanını alıncaya kadar uğraşır. Türlü sorularla, şüphelerle insanı Allah Tealâ’ya itaatten alıkoymak ister. Bundan korunmak için zikirle şeytanın kalbe giriş yollarını tıkanır.
İmam Gazalî rh.a. hazretleri şöyle diyor: “Kalpten şeytanın vesvesesini atmak, kalbe o vesveseyi veren şeytandan başka bir şeyi koymakla mümkündür. Allah’ın zikrinden başka kalbe ne koyarsan şeytanın vesvesesine yardımcı olur.”
Allah Tealâ Kur’an-ı Kerim’de: “Takvaya erenler yok mu, onlara şeytandan bir arıza iliştiği zaman iyice düşünürler ve basiretlerine sahip olup gerçeği görürler.” (Araf, 201) buyuruyor. Bu nedenle kalplerin, takva sahibi olması, Allah Tealâ’nın emir ve yasaklarına riayet etme inceliğini kazanması insan için kurtuluş yoludur. Tevbe etmek, ibadetlerini yerine getirmek, günahlardan sakınmak, zikir, takvanın elde edilmesinin yollarıdır.
Şeytan, yine Araf suresinde bildirildiği üzere Allah Tealâ’ya: “İnsanları saptırmak için doğru yolunun üzerine oturacağım. Onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım. Sen de onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.” demiştir. Şeytanın hileleri hafife alınacak hileler değildir. Her insanın vasıflarına, ahlâkına göre hileleri vardır. Kimini şehvetle, kimini şöhretle, kimini ticaretle kandırır.
Şeytanın kalbe giriş yollarının en önemlisi şehvet ve gazaptır. Şehvetin helal olanı evlilikle sonuçlanır. Yuva kurmak, çoluk çocuk sahibi olmak helaldir. Böyle olmasaydı insanlar çoğalmazdı.
Tıpkı bunun gibi gazabın da helali vardır. Gazap, vücuda, namusa, dine gelen zararları uzaklaştırmak için kullanıldığı zaman helaldir.
Şeytanın kalbe giriş yollarından biri de haset ve hırstır. Buradaki hırstan maksat, Allah Tealâ’nın taksimine rıza göstermemektir. Başkalarının kötülüğünü isteyip, iyilikleri yalnız kendine ait görmektir. Gösteriş düşkünlüğü, kanaatsizlik, acelecilik, cimrilik gibi kötü ahlâka ait vasıflar da şeytan tarafından kullanılır.
Bir insan, güvenli bir sığınak bulup huzura ermesi için kalbine dikkat etmelidir. Kâmil insanların usulleriyle çalışıp kemalâta erme gayreti içinde olmalıdır. Ancak bundan sonra takva makamı elde edilip, şeytandan, her türlü kötülükten korunmak mümkün olabilir.
_________________ Bilmiş olun ki,göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.O,sizin ne yolda,ne durumda olduğunuzu iyi bilir.(Nur,64)
 |
|
| Başa dön |
|
 |
STiNGER KIDEMLİ ÜYE


Kayıt: 22 Ksm 2011 Mesajlar: 756
Durum: Çevrimdışı
Level : 24
|
Tarih: Pzr Arl 04, 2011 10:29 pm Mesaj konusu: |
|
|
Önce bolca iman ve bu imana denk olan amel şarttır bence  _________________ [Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.] |
|
| Başa dön |
|
 |
ŞEYHÜLİSLÂM VİP ÖZEL ÜYE


Kayıt: 14 Şub 2007 Mesajlar: 9379 Konum: İstanbul Durum: Çevrimdışı
Level : 63
|
Tarih: Pzr Arl 04, 2011 11:46 pm Mesaj konusu: |
|
|
Maşâallah Allah razı olsun çok güzel açıklamışlar ( yazmışlar)..
Üstünlük yazlıkca takvadadır.. Bizler artık dünya işleri ile koşturmak yerine takvada koşturmalıyız..
Dünya tarlasında ne ekersen Ahirette onu biçersin..
Bir ürün var elinde ve bu ürünü nasıl değerlendirebileceğini düşünmez misiniz ? Elbette kim düşünmez ki..
İşte bizlerede verilen bir ömür var ve bunu en güzel şekilde değerlendirmemiz gerek miyormu ?
Sorun şurada ki ? tabi kimine göre sorun
Ne zaman bu ürünün son kullanma tarihinin olduğunu bilmiyoruz..
Bu yüzden ne yapalım, bir an önce bu ürünü en güzel şekilde vicdanımızın rahat olabileceği ve islam ın yolunda kullanalım..
( İSLAMIN YOLUNDA ) dedim.. Elhamdülillah Müslüman olan kişiler bunları yaparlar, yapmaya çalısırlar..
Müslüman olmayan bir insan, ateist bu yolda harcayabilir mi ? Harcayamaz zaten müslüman değil, Allah onu o güzelliği vermemiş..
Yani kısacası şöyle, Cuma namazına gitmek nasıl her kula nasip olmaz ( müslüman olsa bile ) çünkü Allah onu huzurunda istemediği içindir..
İşte o ateist insanıda İslam' ın yolunda istenilmediği için ateist ve o yüzden başka şeylere harcıyor..
Bizler ömürlerimizi, mallarımızı Allah yolunda harcamadıkça hakiki iman etmiş olur muyuz ?
Bizler mallarımızla, evlatlarımızla sınanmayacak mıyız ? bu hayat bir sınav değil mi ?
Sabır ya YA ALLAH.. SABIR YA ALLAH..
Elhamdülillah verende sensin alanda.. Senden geldik ve yine sana döneceğiz... İnna lillahi ve inna ileyhi raciun..
Hz.Ebubekr ( r.a. ) tüm malını mülkünü islam uğrunda nasıl harcadığınızı biliyor musunuz ?
Evde sadece eşi ve bir kaç tabak ve kilim..
Allah ( celle celaluhu ) islam uğrunda mallarını verenlere en az 7 en fazla 77 vereceğinizi müjdelemiş Efendimiz ( s.a.v ) ile..
Lütfen kendimize çeki düzen verelim..
Dipnot : İslamı kullarak sizleri kandırmalarına izin vermeyin bazı dolandırıcılara göz yummayın.. Sonra sizler zararlı çıkarsınız.. Mantıklı ve doğru kuruma vermenizde yarar vardır..
Geçen gün haberlerde izledim, beyefendının biri ev vaadinde bulunarak insanları dolandırıp ortalıktan kayboluyor.. Ve şimdi kim nereden bulacak bu kişiyi..
Müslüman dediğin uyanık, çalışkan , taşı sıkınca suyunu çıkarak ki, bizleri kandıramasınlar.. AÇ GÖZÜNÜ KARDEŞİM..
Sana gelen bir zarara bende dayanamam.. Çünkü sen benim din kardeşimsin..
Eyvallah..
Selamun aleyküm.. |
|
| Başa dön |
|
 |
STiNGER KIDEMLİ ÜYE


Kayıt: 22 Ksm 2011 Mesajlar: 756
Durum: Çevrimdışı
Level : 24
|
Tarih: Pzr Arl 04, 2011 11:48 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ve aleykum selam kardesım benım  _________________ [Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.] |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|