| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
MeDiNe YARDIMCI YÖNETİCİ


Kayıt: 21 May 2008 Mesajlar: 8735 Konum: istanbul Durum: Çevrimdışı
Level : 62
|
Tarih: Pzr Oca 08, 2012 11:44 pm Mesaj konusu: İmam Ahmedin tasavvufa bakışı |
|
|
İmam Ahmed’in tasavvufa bakışı
Yeryüzündeki insanların her biri ayrı ayrı derecelerde Allah-u Zülcelal’i tanırlar. İnsanların Allah-u Zülcelal’e yaptığı ibadetlerden aldığı feyz, nisbet ve menfaat, her insanın Allah-u Zülcelal’i tanımasına göre değişir.
Her kim Allah-u Zülcelâl ile arasındaki manevi durumu murakabe ve huzur (daimi zikir ve ihsan şuurunda olma hali) ile düzeltirse Allah-u Zülcelâl de onun zahiri azalarını ihlâs, ibadet ve tüm ahvalinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin sünnetine uyma haliyle müzeyyen kılar.
Allah-u Zülcelâl, bu durumda olan kimsenin kalbine baktığı zaman, samimiyetini, rızasına olan talebi, kendisine olan aşkını görünce onun zahiri azalarını güzel hasletlerle süsleyecektir.
Haris el-Muhasibi tasavvuf ehli büyük bir zattır. Bir gün onun hakkında Ahmed bin Hanbel’e:
- Haris el-Muhasibi tasavvuf ile alakalı mevzulardan bahsediyor. Bunlara ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden delil getiriyor. Onu dinlemek istemez misin? Diye sordular. Ahmed bin Hanbel:
- Evet, dinlemek isterim, dedi ve nihayet bir gece yanına gitti. Gece sabaha kadar sohbetini dinledi. Haris el-Muhasibi ve yanında bulunanlarda, dinen münasip olmayan bir şeye rastlamadı.
Ahmed bin Hanbel burada gördüklerini şöyle anlatmıştır: “Akşam ezanı okununca öne geçip namaz kıldırdı. Namaz kılındıktan sonra yemek yedi. Yemeğe oturdular. Haris el-Muhasibi hem konuşuyor hem yemek yiyordu. Zaten yemek yerken güzel şeylerden bahsetmek, Sünnet’e de uygundur. Yemek yedikten sonra ellerini yıkadılar. Sonra, beraberce oturdular. Herkes yerini alınca: ‘Sorusu olan var mı?’ diye sordu.
“Meclisinde bulunanlar, riya, ihlâs ve muhtelif hususlarda, sorular sordular. Sorulara delilleriyle cevaplar verdi. Bu sırada, gece bir hayli ilerlemişti. Birisine Kur’an-ı Kerim okumasını söyledi. Kur’an-ı Kerim okundukça ağlıyor, inliyor ve gözyaşları döküyorlardı. Kur’an-ı Kerim okunması bitince, Haris el-Muhasibi hafifçe dua yaptı, sonra namaza kalktı.”
Hakikat bilgisi onlardadır
Ahmed bin Hanbel’e Haris el-Muhasibi’yi nasıl bulduğu sorulunca faziletli bir zat olduğunu söyledi ve: “Hakikat’in başı (büyüğü), onların yanındadır.” buyurdu.
Oğluna da şöyle nasihat etti: “Oğlum bu insanlardan ayrılma, onlarla beraber ol! Bütün emirlerin başı (Allah-u Zülcelal’in tanınması, zühd, verâ ve güzel ahlak) bunlardadır.”
Ahmed bin Hanbel mezhep kurucusu olduğu halde, tasavvuf ehline karşı böyle güzel bir itikadı vardı. Siz bizim zamanımızdaki bazı insanların ve bizden önceki insanların tasavvuf hakkında ileri geri uygunsuz konuşmalarına bakmayın. Mezhep kurucusu olan Ahmed bin Hanbel gibi zatlar yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kılıyorlardı. Gecelerini devamlı ibadetle geçiriyorlardı. Kalpleri ve beyinleri münevverdi (nurlanmış).
Bu zamandaki tasavvuf karşıtı insanların kalbi de beyni de paslıdır. Kalbi ve beyni paslı olan bu insanlar, ilimden ve Kur’an’dan ne anlıyor ki tasavvuf ehli hakkında hüküm vermeye çalışıyorlar?
Hâlbuki kalbi ve beyni münevver, ilmin de ehli olan yüzlerce Rabbani âlim, tasavvuf ehli hakkında hep güzel sözler söylemişlerdir.
Allah-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih ameller nasip etsin inşaallah. (Âmin) _________________
"Keşke anlatabilsem..
Bir tebessümün nelere kadir olduğunu." |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|