Aczmendi Tarikatı

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> İslami Cemaatler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
şehadetaşkı
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 18 Ekm 2010
Mesajlar: 28

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 1 / 11  
 9%
MesajTarih: Prş Ksm 11, 2010 12:38 pm    Mesaj konusu: Aczmendi Tarikatı Alıntıyla Cevap Gönder

Aczmendiler kimdir..?

aczimendi tarikatı şeyhlerinden tayyar şaşmaz ile nurculuk akımı liderlerinden hulusi yahyagil'den etkilenen müslüm gündüz tarafından 1985 yılında elazığ ilinde faaliyete geçirilen bir gruptur. büyük ölçüde said nursi'den etkilenmiş olmasına rağmen diğer nurcu gruplardan farklılıklar göstermektedir.

nurculuğun bir tarikat olduğu fikrinden hareketle kendilerini "acz-i mendi tarikatı (aciz kullar tarikatı)" olarak ifade eden bu hareketin en önemli ve dikkat çekici özelliği, mensuplarının ellerinden bırakmadıkları âsaları ile sarık, şalvar ve cübbeden oluşan giyim tarzlarıdır. elazığ ili başta olmak üzere çeşitli illerde açmış oldukları dergahlarında, kitap okumalarının yanısıra kadiri tarikatı'na ait sesli zikir merasimlerini de görmek mümkündür.

zaman zaman kendilerine has kıyafetlerle değişik illere toplu geziler düzenleyen grup mensupları, bu şekilde hem kamuoyu gündemine girerek tanınmayı hem de faaliyetlerini diğer illere yaymayı amaç edinmektedirler. bu hedeflerinde, küçük bir grup olmalarına rağmen belli oranda kamuoyunda kendilerinden sözettirerek başarılı oldukları da söylenebilir. bugüne kadar grup elemanlarıyla ilgili çok sayıda dava açılmıştır. bu davalar sonucu son olarak elazığ, gaziantep ve izmir illerindeki dergahları kapatılmıştır.

grup lideri müslüm gündüz, isimli bir kadın ile basılması ve yargılanması sonrasında tutulmakta olduğu malatya cezaevinden 21.12.2000 tarihinde tahliye olmuştur.

grup elazığ merkezli olarak faaliyetlerine devam etmektedir.



Aczimendilik Nerden çıktı...
Üstad 4. Mektubta şöyle der:

"Tarîk-ı Nakşî hakkında denilen:

Der tarîk-ı Nakşibendî lâzım âmed çâr terk;
Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk"

olan fıkra-i ra'nâ birden hatıra geldi. O hatıra ile beraber, birden şu fıkra tulû' etti:

"Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çiz:
Fakr-ı mutlak, acz-i mutlak, şükr-ü mutlak, şevk-i mutlak ey aziz!"

Kelime manasıyla, aczmendi, acizlik hali demektir. İnsanın kendi sonsuz aczini idrak edip Kadir-i Mutlak olan Allah’a iltica etmesi, Ona sığınması, bütün ihtiyaçların Ona arzetmesi demektir. Burada geçen “tarik” kelimesi lügat manasıyla “yol” olarak kullanılmıştır. Tarikatlarla bir ilgisi yoktur. Tarikat bir silsileye dayanır ve köklü tarikatların silsilesi ta Hz. Ali ve Hz. Ebubekir efendilerimize, ve onlar vasıtasıyla da Hz. Peygambere kadar ulaşır. Bazıları Bediüzzamanın üstteki ifadelerinden yola çıkarak “Aczimendi” adıyla bir tarikat kurduklarını söylemişlerdir. Halbuki bu zevatın ne böyle bir silsilesi bulunmakta, ne Bediüzzaman’ın böyle bir tarikat dersi verdiğine dair bir bilgi veya emâre bulunmakta ve ne de Bediüzzaman’ın eserlerinden böyle bir imâ çıkarılabilecek sözü bulunmaktadır.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
şehadetaşkı
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 18 Ekm 2010
Mesajlar: 28

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 1 / 11  
 9%
MesajTarih: Prş Ksm 11, 2010 12:45 pm    Mesaj konusu: ACZMENDİLİK VE MÜSLİM GÜNDÜZ HAKKINDA Alıntıyla Cevap Gönder

ACZMENDİLİK VE MÜSLİM GÜNDÜZ HAKKINDA

Sadece bilgilendirmek maksadıyla kaleme alınmışdır..

hususan bir dönemde çok konusulduğu için tanıyan-tanımayan,,bilen-bilmeyen,,seven-sevmeyen birçok insanın doğru-yanlış dil dökdüğü bir cemaat hakkında kısaca birkaç kelamdır.İslama hizmeti gaye edinmiş ehl-i sünnet mesleğindeki herbir cemaatın-tarikatın başımız üstünde yeri vardır)
Der tarik-i aczmendî lâzım âmed çâr çiz / Fakr-ı mutlak, acz-i mutlak, şükr-ü mutlak, şevk-i mutlak ey aziz."(Hz.Bediüzzman -4.mektub)

İsmini Bediüzzman hz.lerinin koyduğu ve Hakim-i Zülcelalin hikmetine binaen takriben 17 seneden bu yana duyulmaya ve tanınmaya başlayan Aczmendi hareketi,yeni bir hareket değil bilakis Kur’an-ı Mucizul Beyanın içinden çıkan ve seriüsseyr olan bu zamanın evladına Rabbimizin bir hediye-i maneviye-i kudsiyesi ve vazifesi ehl-i imanın imanlarını kurtarıp şüphe ve vesveseleri kökünden imha edip tahkiki yapmak ve Şeriat-ı Muhammediyeyi (a.s)icra ve tatbik etmek ve İttihat-ı İslamı temin etmek olan Risale-i Nurun bir devamı ve içinden çıkan bir filizi ve bir nurudur.Gaye İslama hizmet etmeye en büyük vesilelerden biri olan Risale-i Nurları okuyup anlayıp hayata tatbik etmekdir.Risale-i Nurun en mühim esaslarından biri olan sünnet-i seniyeyi alatakatilimkan fiiliyata geçirmekdir.Evet –teşbihde hata olmasın-nasılki Risale-i Nur Kur’an-ı Mucizul Beyanın ehl-i küfre karşı çekdiği bir elmas kılınç ise ,Tarık- iAczmendide Risale-i Nurun İslam düşmanlarına ve tahribatcı ehl-i bid’aya karşı çekdiği kılınçlardan biridir.Aczmendi ,Gül-i Muhammedi(a.s)bahçesinin zamanımızdaki güllerinden bir gülü ve Nur-i Muhammedinin(a.s)bu zulmet ve fitne asrında zuhur eden nurlarından bir nurudur.Biiznillah…

Aczmendi hareketi,Bediüzzaman Hz.lerinin vefatından sonra Risale-i Nur dairesindeki bazı cemaatlerin içine ehl-i nifak ve bazı gizli dessas dinsiz ve tahribatcı komitelerin parmak karışdırması ile Risale-i Nurların yanlış anlaşılmasına ve tatbik edilmesine ve buna binaen Risale-i Nur haricinde İslama ve İmana hizmet eden diğer bazı cemaatler ile aralarına soğukluk girmesine sebeb olan menfi durumları izale etmek için tezahür eden bir manevi tamircidir ki bu manaya hizmet gayesiyle “Risale-i Nurda Usul Ve Proğram “ adlı bir kitab da kaleme alınmış ve neşr edilmişdir

[size=18]Aczmendi hareketi,ehl-i küfre ve İslam ve Kur’an düşmanlarına karşı bir mücadele hareketidir.Yanlışdada olsa Müslüman ile uğraşmak,onu tenkid ve gıybet etmek ve aleyhınde bulunmak hiç değildir ve yasakdır.Olsa olsa usulüne uygun olarak uhuvvet dairesinde güzelce ikaz etmek vardır. Ehl-i küfr ve nifak , kendilerine karşı büyük bir tehlike olarak gördükleri aczmendileri hem fiili olarak yapdıkları zulümlerle hapse atmak ve hem ellerinde bulunan tv ve gazete gibi basın ve yayın araçlarıyla alçakcasına ve vicdanları sızlatacak derecede iftiralara,yalanlara ,taş at izi kalsın misillu saldırılara maruz bırakarak halkın teveccühünü kırıp soğutmak ve tam aksi hissiyatı ve fikri verip imha etmek çabalarına girdiler . Hususan bu hizmetin başında bulunan ve takriben 1961 senesinden itibaren türkiyedeki İslami hareketin en tehlikeli bölgelerinde ,dünyasını da ahretini de tehlikeye atarak bulunan, ,hayatını İmana ,Kur’ana ,Nura hizmete adayan ve birçok insanın gaflet uykusundan uyanmasına ,imanlarının kuvvet bulmasına , iman küfrü bilmekdir mucibince küfrü tanımalarına ve gayr-i İslami bir yaşayışdan İslami bir hayat tarzına girmelerine vesile olan pek kıymetdar ve muhterem Müslim Gündüz Efendi hakkında alçakca bir planı devreye sokdular.ALLAH ın emriyle sahih nikah ile nikahlı bulunduğu ailesiyle evinde bulunurken 450 (dörtyüzelli)kişilik bir çete baskınıyla aile masuniyeti ihlal edildi.(28 Aralık 1996) Bu yapılan zulümlerin ve geçmişdede benzerleri görülen asılsız,çirkin,yalan yanlış,hayal ürünü sözlerle saldırıların İslam düşmanı mülhidler ve münafıklar tarafından olmadı onların vazifesi olduğu için gayet normaldir.Fakat ve maalesef İslami hizmet içerisindeki bazı basın ve yayın kuruluşları ile şahıslarında bu tuzağa aldanmaları ,bu tür haber ve konuşmalarda bulunup büyük bir hataya ve yanlışa ve gıybete ve vebale düşmeleri işin can alıcı üzücü noktasıdır.Buna rağmen ne Müslim Gündüz ve ne de Aczmendilerden biri uhuvvete ,sırr-ı ihlasa ve Müslümanların birbirleriyle uğraşmasından ehl-i küfr istifade edeceğinden o basın-yayın kuruluşlarının ve şahıslarının ve hizmetlerinin aleyhinde bulunmayarak muaraza kapısı aralanmadan kapatmışlardır.[/size]

Evet 1998 mayısında Müslim Gündüz Efendinin dediği gibi:ALLAH kafirleri ve onların işbirlikçisi demokratik-laik ve kapitalist Müslüman isimli Müslümanların hesaplarını altüst etti..Üçyüz-beşyüz biçare Aczmendiyle ve elikolu bağlı bir Müslim le yıkılmaz zannedilen bir rejimin temelini paramparça etti..Bu oynayan zulüm taşları ALLAH ın izniyle bir daha yerine oturamayacaklardır..(ve oturmadı da)Nitekim rejimin azad kabul etmez köleleri artık çaresizliğin verdiği bir meyusiyetle hançereleri yırtılırcasına ,düzenimiz iflas etti.rejim çökdü diye feryat edip duruyorlar.İşde bu büyük zelzelenin düğmeye basılış tarihi 28 Aralık 1996 dır..Gerek 1996 Ekiminde Kocatepe camiindeki Aczmendi hadisesinde ve gerekse 1996 Aralık ayının 28 inde İstanbul Kadıköy deki Müslim Gündüz hadisesinde demokratik laik rejim, bir daha aklını başına almayacak bir derecede ağır darbeler almışdır.Dayandığı bütün temel fasit fonksiyonları açığa çıkmış,bu sebeple de yavaş yavaş kendisini imha eden robot bir adam gibi mukadder olan sonuna doğru büyük bir hızla koşmaktadır..

Netice-i kelam:!
Acmendi Risale-i Nurun malıdır.Risale-i Nur’da Kur’an ın malıdır ve Ümmet-i Muhammedinin(a.s)malıdır.ALLAH için İslama hizmet eden hak yoldaki her bir cemaatde Kur’an ın ve Ümmet-i Muhammedinin(a.s)malıdır. Herkes kendi içinde bulunduğu hizmetteki vazifesini yerine getirmelidir..Hariçdeki hizmetlere tenkidvari bakılmamalı,onların aleyhinde bulunulmamalıdır..Eğer hizmetimizdeki vazifelerimizi bihakkın yerine getirebiliyorsak ne mutlu bize.Bu şekilde olursa ümidim odur ki Rabbim kalblerimize muhabbeti yerleşdirip arkasından ittifakıda verecekdir.İnşaALLAH-u Teala

Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır.(Hz.Bediüzzaman-20.lem’a)

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
abdulalim
YENİ ÜYE
<b>YENİ ÜYE </b>


Kayıt: 19 Oca 2011
Mesajlar: 2

Durum: Çevrimdışı

Level : 1
HP: 0 / 18  
 0%
MP: 8 / 8  
 100%
EXP: 1 / 9  
 11%
MesajTarih: Çrş Oca 19, 2011 10:18 pm    Mesaj konusu: bir-iki tashih ve tafsilat Alıntıyla Cevap Gönder

Esselamü aleyküm
Allah (cc) çalışmalarınızda kolaylıklar ihsan, hizmetlerinizi kabul eylesin.
Bilgilendirmeleriniz için tşk ederiz. Yalnız bilgilendirmenizde iki hususun tashihe ihtiyacı var:
1. "Aczmendi tarikatı şeyhlerinden Tayyar Şaşmaz.... dan etkilenen...". ifadeleriniz...
2. "Burada geçen “tarik” kelimesi lügat manasıyla “yol” olarak kullanılmıştır. Tarikatlarla bir ilgisi yoktur. Tarikat bir silsileye dayanır ve köklü tarikatların silsilesi ta Hz. Ali ve Hz. Ebubekir efendilerimize, ve onlar vasıtasıyla da Hz. Peygambere kadar ulaşır. Bazıları Bediüzzamanın üstteki ifadelerinden yola çıkarak “Aczimendi” adıyla bir tarikat kurduklarını söylemişlerdir. Halbuki bu zevatın ne böyle bir silsilesi bulunmakta, ne Bediüzzaman’ın böyle bir tarikat dersi verdiğine dair bir bilgi veya emâre bulunmakta ve ne de Bediüzzaman’ın eserlerinden böyle bir imâ çıkarılabilecek sözü bulunmaktadır." izahlarınız...
Elazığ'da Tayyar Baba olarak bilinen bu mübarek zat, 1970’li senelerin başlarında vefat etmiştir (rh). Ve kendisi Kadirî tarikatı şeyhlerindendir. Belki Hulusi Efendi (rh) ile tanışıklığı ve birbirlerinin ders halkalarında bulunmuş olabilirler... o konu hakkında bir bilgim yok.. fakat 1985 ten sonra kendini gösteren Aczmendinin şeyhi olarak yazılması vakıa mutabık değildir. Hacı Müslim Efendi, Risale-i Nur ile tanıştığı 1961 senesinin başlarından itibaren memleketinden uzakta daimi bir surette Risale-i Nur camiası içinde, nurculuk faaliyeti içerisinde bulunmuştur. Hz.Üstad'ın sır katibi olarak bilinen ve Müslim Efendinin mürşidi olan Kastamonulu Mehmet Feyzi Efendinin, memleketine yerleşme emrinden sonra 1977 senelerinde memleketi Elazığa yerleşmiştir. Elazığ’da da Hulusi Efendinin dizi dibinde onun derslerinin tamamına yakını denecek şekilde iştirak ederek, O zatın (rh) vefatına kadar (1986) Risale-i Nurları onunla birlikte talim etmiş ve ondan ders almıştır. Mehmet Feyzi Efendi (rh), 1988 senesinde, benim de bulunduğum bir ziyaret esnasında, Müslim Efendiye, "Hulusiden gördüğünüz gibi derslere devam edersiniz" emrini vermişti. Hacı Müslim Efendi de ogünden beridir, derslerine devam ediyor.
Zikirlerimizde ise, Mehmet Feyzi Efendinin emri ile, yalnız olduğumuzda hafi zikri, zaman-mekan-ihvan müsait olduğunda da cehri zikri tercih ediyoruz. Risale-i Nur'da, Mevlana Halid-i Zülcenaheyn ile Hz.Üstad'ın benzer ve farklı yönlerinin bahsedildiği bir mektubta, Hz.Üstad'da Kadiri ve Şazeli meslek ve meşreblerinin ağır bastığı emredilmektedir. Şazeli tarikatının zikir hususunda ittihaz ettiği usul de aynen bu tarzdadır. Fakat hafi zikr pek görülmediği için, hafi zikrimizin olduğu bilinmiyor. Hz.Üstad'ın emrettiği akşam namazından sonra okunan ayetlerden müteşekkil bir hatmemiz var.
Fakat mesleğimizde zikrin mühim bir yeri olmakla birlikte, mesleğimiz tasavvuf değil, hakikattır. Zikir tasavvuf ilmininin esasını teşkil eder. Hakikatta ise huzur esastır. Ve buna vesile olan vasıta da rabıtadır. (Mektubat-ı Rabbaniden de tahkik edilebilir) Fakat rabıtamız da (onların telebbüsi rabıtasına benzese de) yine ehl-i tarikın takip ettiği usul değildir. Her harekat ve sekenatımızda şeriat, sünnet-i seniyye neyi emrediyor... mürşidim hangi tarzı takip etmemi uygun görürdü düşüncesiyle hareket etmek suretiyledir. Hz.Üstad'ın müfritane irtibat emrini hayatımızın her anına böyle tatbik ediyoruz. Ve en kuvvetli rabıta vesilemiz de Risale-i Nur sohbetleridir, dersleridir ve meşguliyetidir.
4.Mektub'taki ibarelerde, "tarik" kelimesini, nakşibendi için tarikat... aczmendi için yol olarak mana vermek... Risale-i Nur'u anlamaya engel olan en büyük ülfet perdelerinden biridir. Risale-i Nur'u tanıdığımız zaman, birisi bize böyle bir ders yapmış ve öyle bir mana vermiş... aynı yanlışı devam ettirip götürüyoruz. Benzer, basit gibi görünen fakat bence gayet mühim bu yanlışlar, Risale-i Nur'un ilk cümlesinden itibaren yapılıyor... "Biz dahi başta ONA başlarız" cümlesi de bu neviden... hemen herkes bu cümleyi izah ederken "ONA" kelimesini "ONUNLA"ya çeviriyor. Niye? Üstad'ın dilbilgisi ve imla eksikliği vardı da yanlışlıkla mı öyle kullandı? Hakîm isminin mazharı olmak ne demektir? Ülfet perdesi de her geçen gün kalınlaşıyor. Tamam Risale-i Nur tarikat değil... Peki HAKİKAT mesleği yolsuzluk mu? Zikirsizlik mi? Büyük tanımamak mı? Üstad'ın erkan ve varis olarak tayin ettiği zatları saf dışı etmek mi? Terbiyesizlik mi? İrşadsızlık mı? Herkesin karambole hareket ettiği bir meslek mi? Felsefe mi? Kalbsizlik, ruhsuzluk, sırsız, hafisiz, ahfasız mı? Seyr-i sülukte uğranılan istasyonlardan (mesnevi-i nuriyede geçiyor) bihaber cerbeze ve demogoji ile alude felsefeci bir anlayışın elinde oyuncak mı?.... Hz.Üstad'ın üstadım dediği İmam Rabbaninin kitabını okumaktan korkan insanların anladığı ve anlattığı hakikat mesleği ne kadar hakikata uygun olabilir ki? Terbiye, irşad ve seyr-i süluk gibi hususları reddetmekle kendi irşadına sed çeken insanlar, Risale-i Nur'un bu hususta ne emrettiğini nereden bilecek? "Ben doktor değilim, ama şu doktorların verdiği reçeteler bence yanlış... hasta tedavisinde böyle şeyler yoktur" demek ne kadar isabetliyse, Risale-i Nur kemalat mesleği değildir, okuyup anlatmaktan ibarettir vb. diyenlerin de Risale-i Nur'da bazı şeylere yok demesi ancak o kadar isabetlidir. Eğer Risale-i Nur'u tanıdığımız gün, parmaklıklar arkasına tıkılmaya çalışılan Risale-i Nur anlayışlarının üzerindeki ülfet perdeleri kaldırılabilirse, Hz.Üstad'ın nasıl bir terbiye usulü ortaya koyduğu gayet iyi anlaşılacaktır. O zaman tasavvufla hakikat arasındaki fark, mesleğimizin hatveleri ve o hatvelere münasib dersler, kalb kumandasında bütün letaif askerleriyle kemalata müteveccih olmak daha iyi anlaşılacaktır. Ki, cemaatımızdaki bir kardeşimize verilen "yaz" emriyle, Mektubat-ı Rabbani, Mizanü'l-Kübra, Risale-i Kuşeyrî, İsmail Çetin Hocaefendinin kitapları, El-İbriz, M.Nuri el-Nakşbendi Efendinin Miftahü'l-Kulubu gibi kitaplardan da müstefiden Risale-i Nur'un tasavvuf mesleklerine benzeyen ve farklı olan hususlarını, mesleğimizin hatvelerine ait halleri ve mesleğimizdeki seyr-i süluk hakkında yaptığı ve Risale-i Nur’un şerh ve izahı hükmünde olan muhtasar bir çalışma dahi risalelerin ebadında 800 sayfalık bir çalışmayı netice verdi.
Bir tarikata ve terbiye yoluna girmenin dört tarzı vardır. Hayattaki bir mürşide intisab suretiyle olan usul, o tarzlardan birisidir sadece... ve ekser insan için kolay ve selametli tarz bu olduğu için sürekli bundan bahsedilmiş ve diğer tarzlarda ekseriyete açılan bir yol olmadığı için o kapılar kapatılmıştır. Fakat bu tarzdan başka yol yok diyen cehaletini ilan eder sadece. İntisabta "üveysiyet" tabir edilen bir meşreb vardır. Ki, Hz.Üstad'ın silsilesi de bu tarzdadır. Kendisi silsilesini şöyle zikretmiştir. "Üveysi bir surette Gavs-ı Geylani-İmam Zeynülabidin- İmam Hüseyn-İmam Hasen- İmam Ali (r.anhüm)"
Bazan ehl-i tarik de Risale-i Nur’a ve Üstad’a hücum ediyorlar. Sebebi kendi ilimlerine benzememesi. Behey mübarekler! Herşey sizin ilminize mi münhasır. Sizin bildiklerinizin dışındakiler hep yanlış mı? “Diğer tarikatların nihayeti bizim bidayetimizdir” diyen bir İmam Rabbani’nin sözü size normal geliyor ve kabul ediyorsunuz da, ahirzaman müceddidine daha kısa ve selametli bir tarikın ihsan edilebileceğini kudrete ağır geleceğini mi zannediyorsunuz yoksa? Şah-ı Nakşibend (ks) hazretleri de kendinden önceki usulleri değiştirmiştir. Kendi şeyhi cehri zikri yaptığı ve emrettiği halde; O, cehri zikirlere iştirak etmiyordu. Sonra kendisiyle birlikte yepyeni ve evvelce bilinmeyen hafi tarik çığırını açmıştır. Çünkü vazifeliydi ve ümmete rahmet idi. İşte Bediüzzaman da bu zamanın vazifelisidir. Hakaik-ı imaniye, şeriatın icra ve tatbiki, ittihad-ı islamın tesis edilmesi hususlarında vazifeli bir hareketin çığırını açmıştır. Yalnız herkes bulunduğu mesleği en iyi bir şekilde yapmaya çalışmalı... zira her fıtratın kendine kolay gelen bir yolu vardır. Zorlamanın yeri yoktur. Hepsine ihtiyaç var. Yeter ki, birbirlerinin aleyhlerinde bulunmasınlar.
Evet Risale-i Nur da bir tarikattır. Yani bir terbiye ve kemalat yoludur. Fakat terbiyede kullandığı ilim, tasavvuf ilmi değil hakikat ilmidir... Müntesiblerini tasavvuf berzahına uğratmadan, doğrudan hakikattan başlatan yeni bir çığır açmıştır... Tıpkı Şazeli, Rufai, Kadiri, Nakşi gibi farklı usul ve terbiye metodları olan yeni bir tarikattır. Mürşidi vardır, silsilesi vardır, evradı vardır, adabı vardır, rabıtası vardır ve hakeza... Ve bu tarikatın, mesleğin kurucusu süfyaniyet rejim-i bid'akaranesinin tahribatına mukabil islamı tekrardan ihya ve tecdid hareketiyle de muvazzaf olduğu için, tesis etmiş olduğu mesleği zaman itibarıyla üç devreye ayırmıştır. Ve şu anda Şeriatın icra ve tatbiki için, feraizi diniye ve sünnet-i seniyyeye tarikat perdesi altında hizmet etmek zamanıdır.
fiemanillah
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> İslami Cemaatler Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Konular
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok menzil tarikatı {-ömer-} Menzil Tarikatı 14 Prş Ksm 29, 2012 9:57 am Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Mezil Tarikatı Vekil bulmak Kavs-ı kuzeh Menzil Tarikatı 45 Çrş May 09, 2012 12:35 am Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Nakşibendi Tarikatı Talha Menzil Tarikatı 7 Pts Ağu 15, 2011 8:40 pm Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Adıyaman menzil tarikatı ile ilgili b... Kavs-ı kuzeh Menzil Tarikatı 32 Cmt Mar 26, 2011 1:15 pm Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Menzil Tarikatı ile ilgili Resimler Menzil Gülleri Menzil Tarikatı 1 Prş Mar 24, 2011 5:18 pm Son Mesajı Görüntüle