| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
hafize USTA ÜYE

Kayıt: 23 Eyl 2008 Mesajlar: 665
Durum: Çevrimdışı
Level : 23
|
Tarih: Prş Eyl 15, 2011 3:18 pm Mesaj konusu: Hüzünlü gurbette ramazan 3 |
|
|
terör probleminin çözülmesi ile alakalı yorumları oldu mu?
Hocamız, her fırsatta, terörün hedefine asla ulaşamayacağını; insanımızı bir müddet daha ağlatsa da halkımızın basireti karşısında mutlaka mağlup olacağını belirtiyor. Aslında, Hocaefendi senelerdir bu konudaki tekliflerini yazılı ve sözlü olarak dikkatlere arz ediyor. Sadece kaba kuvvetle çözüm aranmaması, diplomasininin işletilmesi, askeri ve sivil çözüm arayışlarının dengelenmesi, o bölgenin cazibe merkezi haline getirilmesi; öğretmen, doktor, imam ve sair kamu görevlilerinin bizzat sahada fedakarlık göstermeleri; sivil toplum örgütlerine daha aktif rol verilmesi ve terörle mücadelenin insan hak ve özgürlüklerini kısıtlamayacak şekilde önlemler alınması gibi konularda ikazlarda bulunuyor, tekliflerini sıralıyor.
Bununla beraber Hocamızın son sohbetlerinden anladığım kadarıyla hal-i hazırda iki sırlı kavram var:
İlki, ortak akıl: Bu derdi tek bir kurum ya da kitle bitiremez; bu ülkenin ve halkının istibalini ve ikbalini isteyen -Türkü Kürdü, iktidarı muhalefeti, askeri ve siviliyle- herkesin el ele vermesi ve beraber çalışması şart.
İkincisi ise, samimiyet: Kolektif şuurun gereğini yerine getirenlerde “samimiyet” zaruri. İnisiyatif ele geçirme, tarihe geçme, temsilci olma, makam tutma, dünyalık devşirme... türünden bir kısım gizli hesapları bulunan kimseler bu problemi çözmeye asla muvaffak olamazlar. Önde gelen bir Kürt politikacının gözleri dolu dolu “Silahlar sussun, kan dursun, bu problem çözülsün ve halkımız barış içinde yaşasın da gerekirse ben canımı vereyim” dediği nakledilirken Hocaefendi gözyaşları içinde dinlemiş ve “İşte böyle bir samimiyet çözecektir o müşkili!” demişti. Keşke o zat hissiyatında halis olsa ve sözlerinin yansımaları amellerinde de görülebilseydi. Ve keşke bu dert için samimi yürekler aynı masa etrafında beklentisizce toplanabilseydi!.
Türkiye’nin normalleşmesi ve demokraside yol alması hakkında bir yorumu oldu mu?
Hocamız seçimlerin genel manada sükunetle yapılmış olmasını demokrasi adına bir kazanım olarak yorumladı, memnun oldu. Ne var ki, ister seçim sürecinde isterse akabinde şahit olunan üslup kırılmalarına çok üzülüyor. Ona göre; üslup ayn-ı insandır; insanın kıymeti üslubundan anlaşılabilir ve hiçbir sebep, üslup bozukluğuna mazeret sayılamaz. Bu cümleden olarak, bir tenkitte bulunurken, ister falan partinin taraftarlarının isterse de filan kurum mensuplarının tamamını hedef almak ve meseleyi ta’mim ederek o dairedeki bütün insanları karalamak çok çirkin bir davranıştır; fakat maalesef bugün bu çirkinlik yaygın görünüyor. Mesela; her müessesede olduğu gibi, Adliye ve Askeriye’de de olumsuz işler yapan bazı kimseler bulunabilir; onların yüzünden o müesseseleri bütünüyle karalamak ve gözden çıkarmak zulümdür.
Geçen gün, bir televizyon programında, son dönemde emekli olan ya da halen tutuklu bulunan bazı generallerle ilgili aşırı eleştiriler yapılması kaşısında Hocamız şunları söyledi: Keşke, makam ve gücünü hal-i hazırda yitirmiş kişilerle ilgili yorumlarda daha insaflı olunsa. O an için kendini savunma imkanı olmayanlara vurmak bir mü’mine yakışmaz. Anadolu kültüründe, düşene vurulmaz. O kimseler, bir hata işledilerse, zaten yargı gereğini yapacaktır. Bunun dedikodusunu yapmak bize düşmez. O kişiler makamlarındayken ve gücü ellerinde bulundururken, sizinle ilgili bir saldırıları olsaydı, yine sadece hukuk dairesinde kendinizi savunabilirdiniz. Bir Müslüman olarak, kendinize yakışan akıl ve vicdan çerçevesinin dışına çıkamazsınız, hele hele başkalarının hadsizliklerini kendinize hiç örnek alamazsınız. Birkaç kusur ya da birkaç kusurlu yüzünden bütün bir Peygamber Ocağı’nı karalamanın devletimize ve milletimize bir faydası yoktur. Bana göre, herkese saygılı davranılmalı, her insanın onur ve haysiyeti korunmalı ve hiç kimse tahkir edilmemelidir; ama, milletin önünde bulunan ve özel bir konumu olan insanların izzet ve şerefleri hakkında çok daha hassas olunmalı, onlara karşı daha bir saygılı davranılmalıdır. Çünkü, o insanları hafife almak ve onurlarını rencide etmek sadece bir şahsın haysiyetine dokunmakla sınırlı kalmaz; temsil ettikleri müesseselerin de itibarını zedeler. Tabiî ki, hak ve adaletin yerini bulması çok önemlidir ve adalet karşısında herkes eşittir. Fakat, bir de, yargı önüne çıkarılanların insanî durumu söz konusudur. Kanaatimce, bu iki hususun icapları birbirine karıştırılmadan yerine getirilmelidir. _________________ [Linki görmek için Kayıt veya Giriş yapmanız gerekmektedir.] |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|