Hayrete Düşüren Tahminler
Rasulullah Aleyhisselam’ın büyük dedelerinden Nizar İbn Mead’ın dört oğlu, Mudar, Rebia, İyad ve Enmar, babalarından kalan malların bölüştürülmesinde anlaşmazlığa düştükleri zaman, hakemlik yapıvermesi için Mekke civarından yola çıkarak, Necran hakimi olan Ef’a el-Cürhümî’nin yanına gitmişlerdi. Ef’a onların akıllı ve sağlam görüşlü kişiler olduğunu farkettiğinden, neden kendisine ihtiyaç duyduklarını sordu. Onlar da: “Gerekirse sana başvurmamızı babamız tavsiye etmişti.” dediler. Ef’a da Nizar oğullarının misafirhanede ağırlanıp üst seviyede ikramda bulunma emrini verdi. Ayrıca dikkatli bir uşağına da: “Söyledikleri her şeyi bana ulaştır.” diye tenbih etti. Nizar oğulları misafirhaneye yerleştiler. Onlara bolca yemekler sunuldu. Yemekte şarap içilirken: “Biz bundan daha güzel, daha saf bir içki görmedik.” dediler. Dört kardeşten biri: “Keşke bu şarabın asması kabir üzerinde bitmiş olmasaydı.” dedi. Yemekteki koyun eti yenilince: “Biz bundan daha yumuşak ve semiz bir et görmedik.” dediler. Bir diğeri: “Keşke bu koyun köpek sütüyle beslenmiş olmasaydı.” dedi. Ekmeği yerken de: “Bugünkü gibi iyi ekmek görmedik.” dediler. Birisi: “Keşke onun hamurunu hayızlı kadın yoğurmasaydı.” dedi. Sonunda birisi: “Biz bu kraldan daha ikramlı birini görmedik. Keşke o, babası bildiği adamdan başkasının oğlu olmasaydı.” dedi.
Bütün bu sözler Ef’a’ya ulaştırıldı. Adam annesine koşarak, gerçek babasının kim olduğunu sordu. Annesi de babasının kendi kocasından başka biri olduğunu haber verdi. Ef’a soruşturma sonunda, şarabın üzüm asmasının, babası olarak bilinen adamın kabrinde dikili olduğunu; koyun etinin de, anası ölünce köpek sütüyle beslenmiş bir kuzudan olduğunu öğrenmiş oldu. Ef’a, Nizar oğullarına bu tahmini nasıl yaptıklarını sordu. Onlar da şöyle açıkladılar: Şarabı, içilince kişiyi susatmasından üzümünün kabir üzerinde yetiştiğini; koyun etinde köpek kokusu bulunduğu için köpek sütüyle beslendiğini; ekmeğin yemek içinde gevşeyip ufalanmasından hayızlı kadın tarafından yoğurulduğunu anladıklarını söylediler. Kral-hakimin babasının başka biri olduğunu ise, bilinen babasının böyle mükellef bir yemeği konuklarıyla birlikte yeme adetine oğlunun uymamasından anladıklarını belirttiler. Adamların bu firaseti, derin anlayışı gerçekten şaşırtıcı olmuştu.
Tarihu’t-Taberî, 2/269; Mürûcu’z-Zeheb, 2/121-122; Diyarbekrî, Tarihu’l-Hâmis (Beyrut 2009), 1/270-71.