| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
LeyL-i Serair GOLD ÜYE


Kayıt: 15 Mar 2011 Mesajlar: 2457 Konum: KOCAELİ Durum: Çevrimdışı
Level : 39
|
Tarih: Pzr May 22, 2011 6:55 pm Mesaj konusu: cennet |
|
|
Sözlükte “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” anlamına gelen cennet,
terim olarak “çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ve müminlerin içinde ebedî olarak
kalacakları âhiret yurdu”na denir. Cennet ve oradaki hayat sonsuzdur.
Kur'an'da cennet için çeşitli isimler kullanılmıştır. Cennetin tabakaları
olması ihtimali de bulunan bu isimleri şöyle sıralayabiliriz: Cennetü'l-me'vâ
(şehid ve müminlerin barınağı ve konağı olan cennet), cennet-i adn (ikamet ve
ebedîlik cenneti), dârü'l-huld (ebedîlik yurdu), firdevs (her şeyi kapsayan cennet
bahçesi), dârü's-selâm (esenlik yurdu), dârü'l-mukame (ebedî kalınacak
yer), cennâtü'n-naîm (nimetlerle dolu cennetler), el-makamü'l-emîn (güvenli
makam).
Kur'ân-ı Kerîm'i incelediğimiz zaman onun cenneti ve cennetlikleri şu şekilde
tasvir ettiğini görürüz: Cennet, genişliği göklerle yer kadar olan (Âl-i
İmrân 3/133), yakıcı sıcağın da dondurucu soğuğun da görülmeyeceği bir yerdir
(el-İnsân 76/13). Temiz su, tadı bozulmayan süt ve süzme bal ırmaklarının
yer aldığı cennette (Muhammed 47/15), suyu zencefille kokulandırılmış tatlı su
pınarı (selsebîl) (el-İnsân 76/18) ve sonunda misk kokusu bırakan bir içecek de
vardır (el-Mutaffifîn 83/25-26). Cennet içeceği baş ağrıtmayan, sarhoş etmeyen,
içenlere zevk bahşeden ve bembeyaz bir kaynaktan çıkan (es-Sâffât
37/45-47) bir içecektir. İçildiği zaman sarhoş etmediği gibi ne baş dönmesi
yapar (el-Vâkıa 56/19), ne günah işlemeye iter, ne de saçmalatır (et-Tûr
52/23). Cennette türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları (er-Rahmân 55/68),
bağlar (en-Nebe’ 78/32), dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları
(el-Vâkıa 56/28-29), çeşit çeşit kuş etleri (el-Vâkıa 56/21) bulunur.
Cennetliklerin elbiseleri ince ve kalın halis ipektendir (el-Kehf 18/31; el-İnsân
76/21), süsleri altındandır (el-Kehf 18/21; el-Hac 22/23; el-Fâtır 35/33), evleri
güzeldir (et-Tevbe 9/72). Cennettekilere hizmet etmek için ölümsüz gençler
(vildan) dolaşır, onlar –güzelliklerinden dolayı– saçılmış birer inci sanılırlar (elİnsân
76/19). Bunlar altın kadeh ve tepsiler dolaştırırlar, cennetliklerin canlarının
istediği ve gözlerinin gördüğü her şey orada hazır bulunur (ez-Zuhruf 43/71).
Cennettekilere altlarından ırmaklar akan, üst üste bina edilmiş köşkler vardır (ez-
Zümer 39/20), cennetlikler için pek çok güzelliklerle nitelenmiş tertemiz eşler
bulunacaktır (el-Bakara 2/25; el-Vâkıa 56/35-38; es-Sâffât 37/48-49; en-Nebe’
78/33). Cennetliklerin hem kendileri hem de eşleri cennetin gölgelerinde tahtları
üzerine kurulup yaslanırlar (Yâsîn 36/56). Allah tarafından kalplerinden kin
sökülüp atılmış olan cennetlikler, kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerinde otururlar. Orada bunlara hiçbir yorgunluk ve zahmet yoktur (el-Hicr 15/47-
48). Cennette boş ve yalan söz de işitilmez (en-Nebe’ 78/35).
Cennet nimetlerinin insan akıl ve hayalinin alamayacağı güzellikte olduğunu
Hz. Peygamber bir kutsî hadiste şöyle açıklamıştır: "Cenâb-ı Hak buyuruyor
ki: Sâlih kullarım için ben, cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir
kulağın işitmediği ve insanın kalbinden bile geçmeyen nice nimetler hazırladım"
(Buhârî, “Tefsîr”, sûre 32; Müslim, “Cennet”, 1; Tirmizî, “Tefsîr”, sûre 32).
Şüphesiz cennetteki nimetlerin en büyüğü Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak
ve Allah'ı görmektir. Bu konuda Kur'an'da şöyle buyurulmuştur: "...
Allah'ın rızâsı ise hepsinden (bütün cennet nimetlerinden) daha büyüktür.
İşte büyük kurtuluş ta budur" (et-Tevbe 9/72).
Allah'ın Âhirette Görülmesi (Rü'yetullah). Müminler, âhirette, cennete
girdikten sonra Allah'ı göreceklerdir. Bu görmenin mahiyeti hakkında
kesin bilgi yoktur. Ancak bilginler Allah'ı görme olayında, bu dünyada varlıkların
görülmesi için zorunlu olan şartların gerekmediğini ileri sürmüşlerdir.
Kur'ân-ı Kerîm'de "Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parlayacaktır. Rablerine
bakacaklardır" (el-Kıyâme 75/22-23) buyurularak, âhirette müminlerin Allah'ı
görecekleri haber verilmektedir. Peygamber Efendimiz de bir hadislerinde şöyle
buyurmaktadır: "Muhakkak ki siz şu ayı görüşünüz gibi, Rabbinizi de göreceksiniz.
Ve o sırada izdihamdan ötürü birbirinize zarar vermiş de olamayacaksınız"
(Buhârî, “Mevâkýt”, 16; “Tevhîd”, 24; Müslim, “Îmân”, 81; Tirmizî, “Cennet”, 15).
Bir başka hadiste de, müminler cennete girdikten sonra, Allah'ın müminlere
"Daha vermemi istediğiniz bir şey var mı?" diye soracağı haber verilmektedir.
Onların bu soruya "Daha ne isteyelim?" diye cevap vermeleri
üzerine, Allah'ın kendisini müminlere göstereceği, artık müminler için Allah'a
bakmaktan daha hoş gelecek bir şeyin bulunmayacağı aynı hadiste
bildirilmiştir (bk. Müslim, “Îmân”, 80; Tirmizî, “Cennet”, 16).
_________________ Misafirsin bu hanede ey gönül, umduğunla değil bulduğunla gül, hane sahibi ne derse o olur, ne kimseye sitem eyle, ne de üzül….
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|