| |
|
|
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
ŞeFKaT FORUM YÖNETİCİSİ


Kayıt: 09 Şub 2007 Mesajlar: 17859 Konum: İSTANBUL Durum: Çevrimdışı
Level : 77
|
Tarih: Pzr Hzr 27, 2010 11:53 am Mesaj konusu: Canlılar Aleminde Denge |
|
|
Canlılar Aleminde Denge
Dünyada yaşayan canlılara bakınca pek çok ahenk, düzen ve kader birliği görülür. En küçük bir mikroptan en büyük bir balinaya kadar, bir hayat gayreti ve cehdi ve bir kader birliği vardır. Hiçbir mahlûk sebepsiz, lüzumsuz ve hikmetsiz yaratılmamıştır. Mikro canlılardan makro canlılara kadar bütün mahlûkatta bir yaratılış birliğini ve kanunların intizamını görmek mümkündür.
Henüz kalb gözü kapanmamış, aklı ve şuuru şartlanmamış bir insanın, canlılar âlemindeki düzene veya bir hücrenin içindeki mucizeyi öleme bakıp da kendinden geçmemesi, sanatkârına hayran olmaması imkânsızdır.
Dünyadaki mevcut azot, kükürt, fosfor ve karbon gibi canlıların temel taşı diyebileceğimiz elementlerin zayiatını önlemek için bütün kâinatta geçerli olan azami tasarruf kanunu konmuştur. Ölen hiçbir canlının bir tek atomu dahi zayi olmaz. Bunun için azot ve kükürt bakterileri yaratılmış, bunlarla dünya bir leş ve çöp yığını olmaktan korunmuş ve her canlı yaratılmış olduğu toprağa döndürülerek temizlenmiştir.
Neslin muhafazası için de pek çok kanunlar konmuştur. Bu hususta şöyle bir misal verebiliriz: Bir kefal balığı bir kerede beş milyon yumurta bırakır. Eğer bu beş milyon yumurtanın hepsi kefal balığı olsaydı, denizlerde diğer canlıların yaşamasına imkân kalmazdı. Bunu bütün canlılar için düşünürsek durum daha da karışık bir hale gelebilir. Bir kerede 4000 yumurta bırakan su kurbağaları açısından da durum aynıdır. Eğer sadece kefal balıkları ve kurbağalar bu şekilde üreyecek olsaydı, dünyayı onlara terk etmemiz gerekecekti. En kalabalık grup olan böcekler dünyasındaki üreme hızı ise başlı başına bir mesele haline gelecek ve böcekler için ayrı bir dünya aramamız gerekecekti.
Yukarıda misallerini zikrettiğimiz canlılara verilen yüksek üreme kabiliyeti ve kudreti başka canlıların rızkı olarak kullanılarak denge sağlanmıştır. Böylece ne diğer canlılar rızksız kalmakta ne de rızk olanların nesli tükenmektedir. Beş milyon, kefal yumurtasından çıkan yavruların iki - üç milyonu hemen küçük balıklara yem olur, bir kısmı daha yumurta iken ölür, bir kısmı az büyüyünce daha büyük balıklara yem olur, neticede beş milyon yumurtadan iki üç yüz balık ancak normal hale gelebilir. Görüleceği gibi ne denizler balıktan, göller kurbağadan, toprak solucanda ormanlar yılandan geçilmeyecek halde ve ne de bu hayvanların nesli tükenecek kadar fazla bir zayiatı mevcuttur. Bu canlı ekosistemde varidat ve masarif daima eşit olarak gitmektedir.
Kurulmuş bu eşitliği bozan bozma yolunda çalışan insanoğlu kendi felaketini kendisi hazırlamış olmaktadır. Bu yüzden tabiatı koruma çok mühim bir mesele olarak bugün karşımıza çıkmaktadır. Eğer insanoğlu bu dengedeki besin zincirinden bir halka koparacak olursa başına çok büyük gaileler açılabilir. Mesela, tarıma zararlı böceklerle yapılan mücadelede birçok faydalı böcek de telef olmaktadır. Hâlbuki birçok hayvanın rızkı böceklerden başlamaktadır. Eğer böceklerin yok olduğu bir an için düşünülecek olursa, bu dengenin de korkunç şekilde bozulacağını ve böceklere bağlı olarak beslenen hayvanların da zincirinden halka halka koparak yok olacağını, erkek ve dişi çiçekli bitkilerin tozlaşma noksanlığından dolayı yok olacaklarını da düşünmemiz gerekecektir. Fakat yaratıcı yaratıklarını korumak için onları bazı kabiliyetlerle teçhiz etmiştir. Bugüne kadar yapılan büyük böcek mücadelesine rağmen hiçbir böcek nesli yok edilemedi. Nesilden nesile kazanılan zehirlere karşı muafiyet ve çok fazla yavru meydana getirme sayesinde böcek nesli muhafaza edilebilmiştir.
Cıvıl cıvıl hayat ve yeşillik fışkıran bir göl düşünelim, içindeki canlıların varidat ve masarifi denk olduğundan hem kendileri huzur içinde hem de insana huzur verecek şekilde hayatlarını idame ettirirler. Eğer insanoğlunun yanlış tatbikatı yüzünden herhangi bir tür canlı besin zincirinden çıkarılırsa, o cennet gibi gölün ne hale gireceğini düşünelim; mesela, gölün yakınındaki bir pirinç tarlasında kullanılan zirai ilaçlar bu göle bulaşsa veya yakınındaki şehrin kanalizasyonu ile evlerin deterjanlı suları bu göle dökülse birçok hayvan türü telef olur. Bu yok olma eğer hayvanların üreme hızını geçecek olursa ne olur? Sadece bir tek türün dahi yok olması bütün besin zincirini dolaylı olarak etkileyerek bütün gölün mahvına sebep olur. Zahiren balıkların düşmanı gibi görünen kurbağalar yok olunca, bir an için çok fazla üreyecek olan balıklar, bütün gölü kaplayacaklar, fakat kapasitesi sınırlı olan göl bunlara kâfi gelmeyecek ve besin kıtlığı yüzünden balıklar da bir süre sonra telef olacaktır. Bu şekilde kapalı sistemlerde herhangi bir türün mahvı neticesi ölen canlıların dipte çürüyüp kokması başlayacak, oksijen azlığı ve kokuşma neticesi hâsıl olan hidrojen sülfür gazının zehirli etkisi ile bu ölüm hızı daha da artacak ve neticede de göl, hiçbir canlının barınamayacağı bir bataklık halini alacaktır. O gölden rızkını temin eden büyük memeliler de ya hicret edecek, ya da yok olacaktır. Balıkçılık yapan insanlar da kendi yaktıkları bu ateşte kendilerini yakmış olacaktır.
Bunun en canlı misalini İzmir Körfezinde görebiliriz. 20 sene öncesine kadar en az 30 çeşit balık yaşayan körfezde, bugün 5 çeşit balık kalmıştır. Plastik fabrikalarının denize döktüğü civa artıkları, deterjan ve deri atölyelerinin zehirli artıkları neticesi körfezde meydana gelen ölümler hazırlanmış, bunların çürümesi neticesi tabii denge bozulunca kokuşma başlamış ve çıkan hidrojen sülfür ise bu ölümü daha da hızlandırmıştır. Bugün sadece çok dayanıklı olan kefal, kaya balığı, yılan balığı gibi birkaç tür yaşayabilmektedir. Eğer bu hadise aynı şekilde devam ederse körfezin bir bataklık olacağını söylemek bir kehanet olmayacaktır.
Yukarıdaki misallerden de anlaşılacağı gibi fıtrat kanunlarını bilmeden, muhalif bir tarzda yaşamak, bunun neticesi gelecek olan medeniyetin sonu hüsran olacaktır.
Eğer insanoğlu fıtrat kanunlarım, canlılar arasında Halik’ın kurduğu hayretnümâ nizamı, esrarengiz dengeyi anlamaya çalışırsa herhalde kendisi için daha hayırlı olacaktır ve sonunda dünyayı kendisine cehennem olmadan korumuş olacaktır.
İleride bitkiler arasındaki tabii denge ve hava kirliliği neticesi çıkan kanser gibi hastalıkların alakasından bahsederek bu konuyu daha da ariz amik ele almayı düşünüyoruz.
Zoolog İ. YILMAZ _________________ "Yâ Rabbî! Bizleri kıyamete kadar
Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye
ve esrar-ı Kur'âniye ile kemâl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle.
âmin. İnşaallah." |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|